2 Gün Diyet 5 Gün Serbestle Hedefe Ulaşılmaz

DİYET SÜRECİ İŞE GİTMEK GİBİDİR…

Diyet sürecinde olmak işe gitmek gibi disiplin ister. Nasıl ki çalışma hayatında haftanın ortalama olarak 5-6 gününü geçiriyorsak, diyetimizi de haftanın büyük bir çoğunluğunda disiplinli bir biçimde uygulamamız gerekiyor. Aksi takdirde başarı sağlamamız ne yazık ki mümkün değil…

Şöyle düşünün; eğer haftanın 2 günü çalışıp 5 günü dinlenseydiniz bir müddet sonra kesinlikle iş performansınız da düşecek ve işe de gitmek istemeyecektiniz. Çünkü beyniniz çalışma hayatına adapte olamayacak ve alışkanlık kazanamayacaktı. Aynı durum diyet süreci için de birebir geçerli. Eğer diyetten başarı sağlamak istiyorsanız haftanın büyük bir çoğunluğunda ona harfiyen uymalı, bunun yanısıra diyet dışına nadiren çıkabileceğinizihatırlamalısınız. Tabii diyetinizi negatif yönde etkilemeden onu nasıl esnetebileceğinizi de diyetisyeninize danışarak öğrenebilirsiniz…

 

SAĞLIKLI DA OLSA FAZLA PORSİYON MİKTARIYLA KİLO KAYBEDİLMEZ!

En büyük yanılgılardan bir tanesi desağlıklı beslenip ‘kalori hesabını ekarte ederek’ kilo verebileceğimizi zannetmektir… Hatta çikolatayı ve hamur işini keseriz de bu sefer de meyveleri bol keseden tüketir, yine ‘neden kilo veremedim?’ sorgusuyla kara kara düşünür de dururuz…

İster sağlıklı beslenin ister sağlıksız, eğer harcadığınız kalori aldığınız kaloriden az ise yine kilolanırsınız, alınan ve harcanan kaloriler birbirine eşit ise de kilo kaybedemezsiniz… Evet, sağlıklı besinlerden alınan ekstra kalori alımı sağlıksız besinlerden alınan ekstra kaloriden bin kat daha faydalıdır ama kilo fazlalığına neden olacaksa vücudumuza yine indirekt olarak zarar verebileceği de göz önünden kaçırılmamalıdır (örneğin yağlanan bel çevresinin kalp damar hastalıkları, diyabet, kanser, hipertansiyon riskini artırabileceği gibi)… Yani kısacası sağlıklı beslenirken kalori alımını iyi ayarlamamak da sağlıksız bir sonuca sebebiyet verebilir…

Özetle vücut gerek duyduğundan daha fazla kaloriyi ister çikolatadan ister meyveden alsın, yine o ekstra enerjiyi yağ olarak depolayacaktır. Bu sebeple diyetteyseniz sağlıklı besinleri tercih etmenin yanısıra ‘porsiyon miktarınıza’, dolayısıyla da ‘kalori alımınıza’ da dikkat etmeyi ihmal etmemelisiniz…

 

KÜÇÜMSENEN ‘EKSTRALAR’…

Diyete harfiyen uyup köşede bucakta ekstradan aldığımız kalori kaçamaklarımıza ne demeli? Evdeki zeytinlinin köşesinden bir parça, aniden açlık sarınca ekstradan tüketilen bir dilim peynir, küçük bir kasede ‘acaba tadı tuzu olmuş mu’ diye tadına bakılan çorba vb. ekstralarımız da ne yazık ki diyet başarısının önüne geçebiliyor…

Tabii ki gönlümüzce diyet yaparak ve canımızın istediğini serbestçe tüketerek kilomuzu korumayı, fit kalmayı ya da kilo kaybetmeyi hepimiz istiyoruz ama ne yazık ki realite buna izin vermiyor. Bu sebeple ya diyete harfiyen uyarak beden kütlemizi sağlıklı bir biçimde inceltmeyi seçeriz ya da gönlümüzce beslenip bedenimizin bulunduğu hali kabullenmeyi… Kısacası seçim yine her zaman için bize ait…

 

‘KALORİYE DE DİKKAT ETTİM AMA NEDEN KİLO VEREMEDİM?’ SORGUSU…

Diyeti kendinizce değiştirmek, besinleri azaltıp çoğaltmak, saatleri önemsememek, yeterli su içmemek, hareketsizlik, vücutta olabilecek herhangi bir rahatsızlığın kilo kaybına olan olumsuz etkisi (hipotiroid gibi), menopoz dönemi ve yaş faktörü gibi sıralayabileceğimiz birçok etken de kilo kaybının önüne geçebiliyor… Bu sebeple diyetinize harfiyen uyduğunuza inanıyorsanız ve hala kilo sorunu yaşıyorsanız doktorunuza da daha detaylı bir biçimde danışmanızda kesinlikle fayda var.

 

DİYETİN SIRRI: TİCARETÇİ VEYA MEMUR OLMAKTA GİZLİ…

Ben diyeti ticaretçi ya da memura benzetiyorum. Esasında bu benzetimi belirli bir maaşa sahip olmayan (ticaretle uğraşanlar gibi) ya da maaşlı çalışan bireyler (memur gibi) olarak da adlandırabiliriz.

Örneğin maaşı belli olmayan bir ticaretçi bugün çok güzel bir gelir elde edebilir ama yarınki kazancı belli olmayacağı için bugünkü gelirini dikkalice muhafaza etmelidir. Çünkü yarın ya da sonraki günlerde hiçbir şey kazanamayabilir ve aç kalmamak adına bugünkü kazancını kullanması gerekecektir…

Maaşı belli olan bir memur için ise durum daha farklıdır. Her ay başında x miktarda parası banka hesabında olacağından, ay boyunca daha büyük bir güven hissi içerisinde harcamasını ve maddi programını yapabilir. Çünkü kazanç bellidir, harcamayı da o doğrultuda güven içerisinde yapmak kişinin elindedir.

İşte beslenme sistemi de ticaretçi kazancı gibi değil, memur kazancı mantığında olmalıdır. Yiyeceklerle karşılanacak olan gerekli enerji miktarı belirli saat aralıklarında (gününde banka hesabına yatan paraya da benzetebiliriz) vücuda alınmalı, vücudun da güven içerisinde aldığı enerjiyi harcayarak işlevlerine devam edebilmesi sağlanmalıdır (para harcaması). Bu sayede eğer kişi kilo kaybı sürecindeyse diyetle verilen enerji harcanandan az olacağından vücut gönül rahatlığıyla depoladığı yağları kullanmaya başlayacaktır. Zaten korkmuyordur çünkü sürekli olarak ona çeşitli besinlerle enerji sunulmaya devam ediyordur… O da gönül rahatlığıyla daha sağlıklı olabilmek adına depoladığı fazla yağları (fazla enerjiyi) kullanmaya (yakmaya) devam edecektir…

Tam tersi bir durumda ticaretçi mantığında çalışan bir beslenme sistemi ise vücudun güvensiz bir biçimde çalışmasına neden olacaktır. Nedeni ise yiyecek alım saati ve miktarının belirsiz olmasından kaynaklıdır. Günün sonunda da vücut belirsiz saat aralıklarında aldığı belirsiz miktarlardaki enerjiyi (belirsiz miktar ve zamanda gelen para gibi düşünelim) biriktirmeye meyillenerek yağlanma riskini artıracaktır. Sonuçta vücuda ne saat ne kadar enerji alındığı bilinmemektedir ve dolayısıyla vücut sistemi de kişiyi hayatta tutabilmek adına varolan kaynaklarını yitirmek istemeyerek, bulduğu her kaynağı da kesinlikle depolaması gerektiği algısına bürünecektir. Dolayısıyla ticaretçi gibi sürdürülen bir diyet günün sonunda başarısız olacak ve kişiyi yağlandıracaktır…

Kısacası fazlalıklardan kurtulmak adına vücuda doğru diyetle güven vermek ve dolayısıyla işlevlerini en sağlıklı bir biçimde sürdürebilmesine imkan tanımak her zaman için en sağlıklı yoldur. Aksi bir uygulama ise ne yazık ki sağlıklı bir sonuca ulaşmanın önüne geçecektir…

Özetle siz de sağlıkla kilo kaybetmek istiyorsanız ilk önce vücudunuzun size güvenmesini sağlamalısınız…

 

DİYETTEN OPTİMUM BAŞARI SAĞLAYABİLMEK ADINA…

1)Öğün saatlerine uyulmalı
2)Öğün kombinasyonlarına kesinlikle sadık kalınmalı
3)Kahvaltı kesinlikle ihmal edilmemeli
4)Su tüketimi güne bölünerek tüketilmeli, kısa bir zaman diliminde tüm günlük ihtiyaç birden karşılanmamalı
5)Kan şekerini dengede tutmaya yardımcı olacak besinler tüketilmeli (tam tahıl/çavdar ekmeği, bulgur, posa içeriği yüksek şeker içeriği düşük meyveler, az yağlı süt, yoğurt, kefir gibi alternatifler vb.)
6)En az haftada 3 kez fiziksel aktiviteye de zaman ayırılmalı (özellikle kas kütlesini korumak ve güçlendirerek metabolizma hızını artırmak adına).
7)Akşam yemeği ve sonrasındaki besin tüketimine çok daha fazla dikkat edilmeli.
8)Gerçekten diyete adapte olunmalı ve diyet kesinlikle benimsenmeli. Fakat diyet nefret ederek değil, severek benimsenmenli ve haftanın büyük çoğunluğunda bu düzene sadık kalınmalı, ufak tefek dengesizliklerin ya da kaçamakların ise göze batmayacak bir biçimde haftanın belirli gün ve saatlerinde gerçekleştirilebileceği bilinmeli.

 

***SEVİNDİREN BİR DİYET SIRRI: BİR KAÇAMAK ÖĞÜNLE METABOLİZMA ŞAŞAR, DİYET BAŞARISI DA SÜRMEYE DEVAM EDER…***

Yalnızca bir öğün kaçamakla diyetiniz bozulmaz, aksine metabolizma şaşırtmaca dediğimiz durum oluşacağından, bu kaçamak öğün sizi yağlandırmayacaktır. Kısacası diyet döneminde de ‘o çok sevdiğiniz lezzetlerle’ ara sıra buluşabilmeniz mümkündür. Yeter ki pozitif kalın ve diyetinize hakkıyla uymaya devam edin.

Unutmayın, diyet esnekliği her zaman için söz konusudur! Hatta diyet süresince ‘serbest öğünleriniz’ hatta bu serbestlerinizi dilediğinizce tüketmeniz de mümkün olacaktır. Tabii doğru uygulamayı bilmeniz ve herhangi bir rahatsızlığınızın bu duruma mani olmaması koşuluyla…