Aç Mısınız Yoksa Susuz Mu?

Özellikle sonbahar/kış mevsimlerinde ne yazık ki su tüketimimizi azaltmaya başlıyoruz. Bir de birçok kişi yaz aylarının sonlanmasıyla birlikte suya gereksinim duymadıkları gibi bir yanılgı içerisine düşerek, su tüketimlerini neredeyse sıfıra indirgeyebiliyor. Esasında bu durumun ne kadar hatalı bir yaklaşım olduğunu bilmeli, vücudumuzun ortalama olarak %60’ının sudan oluştuğunu unutmamalıyız. Kısacası bizi oluşturan sistemin yarıdan fazlası sudan oluşuyor ise suya ihtiyaç duymuyor olduğumuzu düşünmek son derece mantıksız olacaktır… Kısacası suyun mevsimi olmadığını bilmemiz ve suyu her daim hayatımızda bulundurmamız gerekiyor…


SUSUZLUK VE AÇLIK SİNYALLERİNİ KARIŞTIRABİLİYORUZ…
Bir de özellikle şu sıralar artan iştahımızla mücadele etme durumumuz söz konusu olabiliyor. Günlerin kısalması, psikolojik faktörler, evde daha çok zaman geçirme gibi durumlar sonucunda iştahımız tetiklenebiliyor ve daha fazla besin tüketimine yönelebiliyoruz. İşte bu esnada dikkat etmemiz gereken çok önemli bir nokta daha var; o da ‘açlık’ ve ‘susuzluk’ sinyallerinin birbirine benziyor oluşları… Yani açlık olarak nitelendirdiğimiz sinyal su eksikliği sinyali olabilir ve bizler su tüketmek yerine sürekli yemek yiyerek bu sinyali yoketme çabası içerisinde mütemadiyen yağlanmaya devam ediyor olabiliriz!

Kısacası genellikle ‘açlık sinyali’ olarak algıladığımız bu sinyal bize ‘suya ihtiyaç duyduğumuzu’ anlatmaya çalışıyor olabilir! Yani biz kendimizi ‘aç’ zannederken belki de bedenimiz bize çığlık çığlığa ‘susuz’ olduğumuz sinyalini vermeye çalışıyordur. Bu nedenle bundan böyle bu yanıltıcı sinyal akabinde hemen yiyeceklerle yönelmek yerine suya öncelik tanımanız çok daha doğru olacaktır…

 

PEKİ GÜN İÇERİSİNDE ‘NASIL BESLENİYORUZ’?
Tabii dengesiz beslenme sonucunda kan şekerinde yaşanan dengesizlikler de açlık hissine neden olabiliyor. Bu sebeple ‘aç mıyız yoksa susuz mu’ sorusuna doğru cevap verebilmek adına bu noktayı da iyice değerlendirmekte fayda var. Esasında gerçekten aç mıyız yoksa kan şekeri dengesizliğinden ötürü mü açlık çekiyoruz sorgusu burada değinmemiz gereken ve büyük önem arz eden diğer bir nokta…

Örneğin kahvaltısız güne başlamak, vücuda öğünler arası 4-5 saate varan açlık süreleri yaşatmak, glisemik indeksi yüksek yiyeceklerle beslenmek, aşırı şekerli yiyecek/içecek tüketmek gibi birçok nokta sağlıklı ve dengeli beslenmeye uygun olmamakla birlikte gün içerisinde önüne geçilemeyen açlık hissine de neden olabiliyor.


SU TÜKETİMİ GÜNE BÖLÜNMELİ, TÜMDEN TÜKETİLMEMELİ!
Yapılan hatalardan bir tanesi de günlük su ihtiyacını tek seferde karşılamaya çalışmak oluyor. Örneğin gün boyu su tüketmeden öğleden sonra belli bir saat aralığında (1-2 saat içerisinde) bir buçuk-iki litrelik suyu tüketmeye çalışmak bu duruma çok iyi bir örnek olarak gösterilebilir. Bu uygulama ne yazık ki yanlış. Sebebi ise bu şekilde tüketilen suyun çoğunun idrar yoluyla atılması ve ayrıca elektrolit dengesi üzerinde de olumsuz etkiye sebep olabiliyor oluşu...

Tüm bunların yanısıra bu şekilde su tüketmek organlarada (özellikle de mideye) aşırı yüklenmeden ötürü zarar verebiliyor. Unutmayın su bize gün boyu belirli miktarlar dahilinde gerekli ve sistemimize zarar vermeden onu azar azar güne bölerek tüketmemiz her zaman için en sağlıklısı. Bu durumu daha iyi anlatabilmek adına şu örneği düşünelim: sizce gün içerisinde tüketmemiz gereken besinlerin totalini kısıtlı bir zaman dahilinde birden tüketmek doğru olur muydu? Eminim cevabın ‘hayır’ olduğunu ya da ‘hayır’ olması gerektiğini biliyorsunuzdur. İşte aynen benzer durum su tüketimi için de geçerli… Yani sağlığımız için suyu da ölçüleri dahilinde tıpkı besinlerde olduğu gibi güne bölüştürerek tüketmemiz gerekiyor…

 

DİKKAT: ÇAYLAR VE KAHVELER VÜCUT SUYUNU AZALTIYOR!
Sıvı olsun da ne olursa olsun mantığıyla su yerine total sıvı ihtiyacını karşılama düşüncesiyle bol bol çay kahve tüketimine yönelenler de halen mevcut… Ne yazık ki bolca tüketilen kafein içerikli bu içecekler vücuttan su atımına neden oluyor ve vücut suyumuzu azaltıyor. Tabii ki kahve ve çay da gün içerisinde tüketilebilir ama kesinlikle miktar kavramına dikkat ederek ve suyu da gereğince tüketmeyi ihmal etmeyerek… Aksi takdirde faydadan çok verebilecekleri zararlarla karşı karşıya kalmamız kaçınılmazdır…

 

SUYUN 5 POZİTİF ETKİSİ!
1)Tatlı krizi anlarında tatlı krizi zannettiğiniz şey susuzluk alarmı olabilir. Tam da bu esnada ilk olarak 1-2 su bardağı su içmeyi seçin. Susuzluğunuzu gidermenin yanısıra tatlı isteğiniz de büyük ölçüde azaldığını farkedeceksiniz.

2)Güzel bir restorana gitmeden, güzel bir akşam yemeğine katılmadan önce su için (yaklaşık yarım saat önce 1-2 su bardağı kadar)… Böylelikle daha tok hissedecek ve yiyecekleri tüketirken porsiyon kontrolü konusunda daha dikkatli davranabileceksiniz.

3)Fazla yiyecek tüketip yağlanmak yerine neden daha fazla su tüketip metabolizmanızı hızlandırarak yağ yakımına destek olmayı seçmiyorsunuz?

4)Bunların yanısıra suyu soğuk tüketmek daha fazla kalori harcatıyor. Nedeni ise vücudumuzun soğuk suyu kendi ısısına uygun hale getirmeye çalışırken de ekstra kalori harcamak durumunda kalıyor oluşu. Kısacası soğuk su tüketmenin metabolizma hızı üzerindeki olumlu etkisi büyük.

5)Su, sindirimi düzenlemeye de yardımcı olduğundan özellikle karın bölgesinde sürekli şişkinlik problemi yaşayanlar için de son derece ideal bir içecek. Bu sayede sindirim problemlerinin önüne geçilerek şişkinliğin neden olabileceği ‘yalancı göbek’ten de sizi kurtaracak ve kendinizi çok daha iyi hissetmenize destek sağlayacaktır.