Çocuk Beslenmesi Mercek Altına Alınmalı

BESLENME EĞİTİMİNİN EN ÖNEMLİ EVRESİ; ÇOCUKLUK ÇAĞI…

Çocukluk çağı, beslenme eğitiminin belki de en önemli dönemi… Bu dönemde beslenme adına yapılan doğrular ve yanlışlar çocuğun yetişkinlik dönemindeki beslenme biçimini ve tabii ki sağlığını da büyük ölçüde etkiliyor. Bu sebeple çocukluk döneminde beslenme hiçbir yönden hafife alınmamalı ve bu dönemde çocuklar özellikle sağlıklı beslenme yönündençok dikkatli bir biçimde eğitilmelidir.

Bilindiği gibi çocukluk döneminde yaşanan beslenme problemleri ve hatalı beslenme biçimleri çocuğun fiziksel ve zihinsel gelişimini olumsuz yönde etkileyebilmekte, bunun yanısıra yetişkinlik döneminde de daha farklı sağlık problemlerine yol açabilecek risk faktörlerini oluşturabilmektedir.Bu nedenle bu dönemde yaşanan beslenme sorunları bir an önce çözüme kavuşturulmalı, gerekirse bir uzman desteğine başvurulmalıdır. Şimdi gelin hep birlikte çocukluk döneminde sık sık karşılaşılan beslenme problemleri ve çözüm önerilerine kısaca bir göz atalım…

 

ÇOCUKLARDA İŞTAHSIZLIK…

Çocuklarda iştahsızlık problemiyle sık sık karşılaşabiliyoruz. Bu noktada ilk etapta çocuğun sağlıklı kilo ve boy aralığında olup olmadığına bakılmalı ve gerekli hekim kontrolleri de eşzamanlı olarak yaptırılmalıdır.

Aile içerisinde yaşanan problemler veya çocuğun yaşıyor olduğu herhangi bir psikolojik sorun, çocuğa sunulan yemeklerin onun beğenebileceği lezzetlilik ve görsellikte olmaması, çocuğa sürekli olarak tek tip besinleri sunuyor olmak ve çeşitli besinleri tanıyabilmesini sağlamamak, çocukta bulunan herhangi bir sağlık probleminin iştah üzerine olan olumsuz etkisi gibi faktörler sonucunda çocuklarda iştahsızlık problemiyle sıklıkla karşılaşabiliyoruz. Bu noktada iştahsızlığa neden olabilecek tüm faktörler iyice sorgulanmalı ve çocuğun iştahsızlık probleminin ana sebebi bulunarak bir an önce çözüme kavuşturulmalıdır.

 

İŞTAHSIZ ÇOCUĞA UYGULANAN BESLENME HATALARI

“Çocuğumuz çok iştahsız, hiçbir şey yemiyor, daha lezzetli olduğu için sadece hamburger yiyor biz de mecburen onu alıyoruz” gibi cümleleri ebeveynlerden sıkça duyuyoruz. Esasında bu noktada iştahı olmayan çocuğa sırf ‘daha lezzetli ve iştah artırıcı’ olduğu düşünüldüğü için hazır hamburgerleri, cipsleri, türlü abur cuburları ve şekerli yiyecekleri sunmak son derece hatalıdır. Hatta iştahsız çocuğun markette dilediği her türlü sağlıksız atıştırmalığı almasına göz yummak da yapılan diğer büyük bir yanlıştır…

 

PEKİ NE YAPMALI?

Ne yazık ki birçok sebebe bağlı olarak gelişebilen iştahsızlık problemiyle ‘sağlıksız besinlerle savaşmayı seçmek’ sanıyorum ki en kolay çözüm yolu olarak çoğu zaman ebeveynlerce de tercih edilmektedir. Bu dönemde çocukların iştahsızlık sonucunda doğru düzgün beslenemiyor oluşlarını onları ‘sağlıksız besleyerek’ çözmeye çalışmanın ne kadar mantıklı ve doğru bir yol olduğunu tekrardan kendimize sormalıyız. Hedef ‘sırf onları doyurmak’ ise tabii ki bu yolu da seçebiliriz ama hedef onları ‘sağlıkla besleyerek doyurmak’ ise (tahmin edersiniz ki doğru olan da budur) kesinlikle sağlıklı beslenme ışığında uygulanabilecek bir yol izlenmelidir.

Kısacası çocukta varolan iştahsızlık problemiyle savaşırken onu sağlıksız yiyeceklerle dolu bir girdabın içerisine atma yanılgısına düşmek çocuğa yapılabilecek en büyük kötülüklerden bir tanesidir. Bu nedenle iştahsızlık problemini çözmek adına ‘sağlık çerçevesi dahilinde bulunan’ çözüm alternatifleri arayışı içerisine girmek her zaman için en sağlıklısıdır.

 

AŞIRI İŞTAHLILIK!

Bir de çocuklarda aşırı iştahlılık problemiyle karşı karşıya kalabiliyoruz. Bu noktada ise aklımıza gelen ilk şey çocuğun‘aşırı yağlanma’ problemiyle karşılaşma riskidir… Yine aşırı iştahlı çocuğun da sağlıklı boy ve kilo aralığında olup olmadığına bakılmalı ve sonrasında da aşırı iştahlılık duruma neden olabilecek diğer faktörler de doktor kontrolünde iyice araştırılmalıdır. Yine çocuğun psikolojik durumu (özellikle duygusal beslenme), hormonal bir bozukluğu olup olmadığı, yeme-içme alışkanlıkları gibi faktörler de incelenmeli veaşırı iştahlılık halinin nereden kaynaklı olabileceği sorgusu cevaplanmalıdır.

 

İŞTAHLI ÇOCUĞA UYGULANAN BESLENME HATALARI

İştahlı olan ve sürekli bir şeyler yiyip içen çocuklar için uygulanabilecek en büyük yanlışlardan biri de ‘çocuktur yiyebilir, zaten büyüyecek, kiloları boya gidecek’ algısıyla olaya yaklaşmaktır. Bu durum ne yazık ki riskli bir durumdur ve çocuğun ilerki yaşamını negatif yönde etkileyebilmektedir. Nedeni ise bu noktada çocuğu sağlıklı beslenme kavramından uzak tutmaya devam etmek ve iştahını özgürce kullanabilmesine izin vermeyi sürdürmektir. Bu yaklaşım da direkt olarak çocuğun sağlığı açısından kesinlikle ciddi bir risk faktörü oluşturacaktır.

Bunun yanısıra çocuğa ‘kıyamamaktan’ ötürü ona kısıtsız bir biçimde dilediği sağlıksız yiyecekleri sunmak da son derece hatalı bir yoldur. Özellikle bazı iştahlı çocuklar annelerinin ‘yumuşak karnını’ kullanarak diledikleri yiyecekleri tüketme konusunda onları kolaylıkla ikna etmede ustadırlar. İşte tam da bu noktada anne çocuğuna teslim olmamayı öğrenmeli, eğer başaramıyorsa da bir pedagog yardımına kesinlikle başvurmalıdır.

 


PEKİ NE YAPMALI?

İştahlı ve sürekli bir şeyler atıştırmak isteyen, dolayısıyla da kilolanma riskiyle karşı karşıya olan çocuklar için ilk etapta mutlaka bir doktor ve akabinde de bir diyetisyene danışmakta kesinlikle büyük fayda vardır. Bu doğrultuda yapılan gerekli tetkikler sonucunda çocukta herhangi bir sağlık probleminin olup olmadığıyla ilgili yeterli bilgiye sahip olarak ve diyetisyenin de yönlendirmeleri doğrultusunda çocuktaki iştah yönetimi doğru ve sağlıklı bir biçimde dengelenebilir.

Özellikle aşırı yemek yiyen iştahlı çocuklara ‘yasak’ kavramı kesinlikle aşılanmamalı, yasakların her zaman daha cezbedici olabileceği unutulmamalıdır. Yani ‘çikolata yiyemezsin, pasta börek yiyemezsin sonra şişmanlarsın’ gibi yaklaşımlar yerine porsiyon kısıtlaması konusunda çocukla bir anlaşma içerisinde olmak ve tüketime sık sık olmamak kaydıyla belirli zaman dilimlerinde izin vermek her zaman için daha sağlıklı bir uygulamadır. Tabii bu konu üzerinde ciddi ve sabırlı bir çalışma gerektiği de unutulmamalıdır.

 


İŞTAHLI DA OLSA İŞTAHSIZ DA OLSA CEVAP YİNE ‘SAĞLIKLI BESLENME’!

Sağlıklı beslenme, yalnızca aşırı iştahlı olan, kilo problemi yaşayan, hasta olan vb. bireylere özgü belirlenmiş olan bir sistem değildir. Her ne durumda olursa olsun herkes sağlıklı beslenebilmelidir. İşte bu sebeple çocuklara her koşulda sağlıklı beslenmeleri gerektiği algısı aşılanmalıdır. Kısacası ister kilolu iste zayıf olsun, ister iştahlı ister iştahsız olsun her birey ‘sağlıklı yiyeceklerle’ beslenmeyi benimsemeli ve sağlık yolundan hiçbir zaman şaşmamalıdır.

 


EVDEKİ TEHLİKELER!

Tüm bunların yanısıra çocuklara sağlıklı beslenme kavramını benimsetmeye çalışırken mutfakta türlü düşman besinlere de yer verilmemesi gerektiğini tekrardan hatırlatmakta fayda var. Özellikle de yağlı, şekerli, beyaz un ihtiva eden, katkı maddeleriyle dolu tüm hazır yiyecek ve içeceklere ev ortamında bol keseden yer verilmemeli, daha ziyade meyveler, ev yapımı sağlıklı yiyecekler/atıştırmalıklar ve sağlıklı içecekler mutfağın ana besin elemanlarını oluşturmalıdır.

 


VE TABİİ Kİ ANNEANNE, BABAANNE VE DEDELER…

Anneannelerimiz, babaannelerimiz ve dedelerimiz torunlarını çok sevdiklerinden onların mutsuz olmalarını tabii ki hiçbir koşulda istemezler. Toplum olarak da yiyecekler ve mutluluk arasında bir bağ kurarak büyütüldüğümüz için büyüklerimiz de çoğu zaman bizlere ‘çeşit lezzetlilikle yemekler sunarak’ ‘mutluluk da sunduklarını’ düşünürler… İşte tam da bu esnada torunlar da bu durumdan nasibini fazlasıyla alır… Torunun sevdiği kekler, börekler, şekerlemeler, hamur işleri vb. yiyecekler anneanne ve babaanneler tarafından özenle pişirilir, dedeler de torunlarına çikolatalar, ya da şekerlemeler almaları için harçlık sunmayı sürdürürler… Her şey çocuğun gülmesi ve mutluluğu içindir ama bu noktada bekleyen büyük tehlike de ne yazık ki çoğu zaman biliçsizce göz ardı edilir… O da çocuğun ilerki yaşamındaki beslenme stilini ciddi manada negatif yönde etkiliyor oluşlarıdır…
Bu sebeple canımız anneannelerimiz, babaannelerimiz ve dedelerimizin torunlarını daha ziyade sağlıklı beslenmeye yönlendirmelerini ve bu konuda onlara ‘tam destek’ olmalarını bekliyoruz…