Diyette Kıyas Olmaz, Hepimiz Farklıyız

Diyet yaparken ve aslında yaşamın birçok alanında kendimizi başkalarıyla kıyaslar dururuz… Bunu yaparken de birbirimize ne kadar benziyor olsak da aslında farklılıklarımızın benzerliklerimizden daha fazla olduğunu da çoğu zaman unutarak hareket ederiz. Evet görünürde benzerizdir ama detayımız birbirinden gerçekten de çok farklıdır…

Bu noktada tabii ki vücudumuzun diyete verdiği tepki de doğal olarak farklı olacaktır. Örneğin kimimiz uygun diyetle haftada bir kilo kaybederken, kimimiz iki kilo, kimimizse iki yüz-üç yüz gram arasında bir kayıp yaşayabilir. Burada sorgulanması gereken çoğu zaman diyetten ziyade kişinin bünyesi olur. Bunun yanısıra bazılarımız kilolansa da hala incecik görünebilirken, birçoğumuz da iki kilo aldığı anda çevreden ‘aa kilo almışsın biraz dikkat et’ söylemleriyle karşı karşıya kalır… Çünkü hepimizin diyetten aldığı sonuç gibi kilo alış şekli de farklıdır.

Yani “neden o başarıyor da ben başaramıyorum” ya da “ikimiz de aynı kilodayız ama neden öyle görünmüyor” gibi şikayetler de yersiz olacaktır… Kısacası birbirimize benzemeye çalışmak, daha doğrusu birbirimizle sürekli olarak her konuda olduğu gibi diyet konusunda da kıyas içerisinde olmak son derece sağlıksız ve mantıksızdır… Çünkü hepimiz birbirimizden farklıyızdır ve farklı olduğumuzu da kabul etmemiz gerekir…

 

DİYETTE DE KIYAS OLMAZ!
Her birimizin eşi benzeri olmadığı gibi uyguladığımız diyetin ve sonuçlarının da hepimiz üzerinde farklılık göstermesi gayet normaldir. Vücut yapımız, sağlık durumumuz, yaşam biçimimiz, genetik faktörler, bugüne değin öğrendiğimiz tüm her şey esasında diyet sürecimiz üzerinde de büyük etkilere sahiptir. Bu nedenle bir başkasının diyetiyle ve vücudunun diyete verdiği tepkiyle kendi diyetimizi ve vücut tepkimizi kıyaslamak da son derece hatalı olacaktır…

 

‘GÖRÜNTÜLERE BENZEME’ ÇABAMIZDAN VAZGEÇMELİYİZ…
Hepimizin vücut yapısı farklı, bunu kabul etmeliyiz. Birbirimize benzeme çabası içerisine girerken kendimizden vazgeçiyor, Ayşe’ye, Hülya’ya, Ahmet’e, Mehmet’e benzemeye çalışıyoruz. Onun bacakları gibi olsun, şunun kolları gibi olsun diye diye esasında kendimizi unutuyoruz. Bu durum da ne yazık ki bizleri sürekli olarak bir yarış halinde tutarak ciddi anlamda psikolojik ve ruhsal olarak kargaşalar içerisine sürüklüyor. Halbuki kendi bedenimizin ‘en iyi hali’ne ulaşmaya çalışırsak hem psikolojik olarak hem de ruhsal olarak çok daha sağlıklı bir biçimde ömrümüzü sürdürebilme şansına sahip olabiliriz…


ÖNEMLİ OLAN İÇ SAĞLIĞIMIZIN YERİNDE OLMASI…
Sağlık en önemlisi diyoruz da bunu çoğu zaman laf ola söylüyor, sağlığımızı tehdit eden bir durum olmadığı takdirde yine dış güzelliğimiz adına her türlü sağlıksız vaade kanabiliyoruz. Aslınca gerçekten de en önemli şey bizi hayatta tutan içimizdeki sistemin sağlıkla işlemeye devam etmesidir… Ne yazık ki bu gerçeği dış güzelliğimiz uğruna çoğu zaman unutuveriyoruz…

Uyguladığımız diyetin de bu noktada sağlığı ön planda tutması çok önemlidir. Kısa vadede, filanca kutlamalarda daha güzel görünebilmek adına uyguladığınız ve esasında vücut sisteminizin sağlığını hiçe sayan, hatta diyetle yakından uzaktan alakası olmayan sözde ticari uygulamalara eğer sağlığınıza gerçekten değer veriyorsanız itibar etmeyin. Lütfen her zaman için görüntünüzden önce sağlığınız gelsin…

 

SAĞLIKSIZ YAŞAYAN AMA ‘FİT GÖRÜNÜMLÜ OLANLAR’
Evet belki genetik şanslılıktan ya da belki de sadece şanstan ötürü çok sağlıksız bir yaşam biçimi süren ama dışarıdan bakılınca ‘fit’ görünen insanlar da mevcut. Yalnız bu görüntü sizi aldatmasın çünkü bazılarımız deri ve vücut yapısı nedeniyle diğerlerine nazaran daha kaslı ve fit görünebilme şansına sahiptir. Esas gerçek ise bu bireylerin sağlık kontrollerini yaptırdıktan ve vücut analiz cihazıyla ölçümlerini gerçekleştirdikten sonra ortaya çıkmaktadır. Kısacası görüntüye aldanmamakta ve sadece görüntüleri alkışlamamakta fayda var…

 

SAĞLIKLI YAŞAYAN AMA ‘FİT GÖRÜNÜMLÜ OLMAYANLAR’…
Evet, sağlık içerisinde yaşayan ama belki de genetik faktörlerden ötürü görüntüsü tabiri caizse ‘incecik’ olmayan, olamayan insanlar da vardır. Kısacası beslenme ve diyet vücut yapımızı değiştiremiyor ve ne yazık ki hangi bölgemizin yağlanıp yağlanmayacağını da ayarlayamıyor. Kısacası bu nedenle görünürde medyanın kafamızda oluşturmaya çalıştığı görüntüye mensup olmayan bireylerin de sağlıksız bireyler olduğunu düşünmemiz son derece yanlıştır… Kısacası görüntü her zaman için doğru bir sağlık göstergesi değildir.


BİR DE SAĞLIKLI YAŞADIĞIMIZI SANMAK VAR TABİİ…
Evet bu bireyler de sürekli olarak sağlıklı yaşadıklarını düşünenlerdir. Örneğin miktar ve saat kavramını bilmeksizin sağlıklı olduğunu düşündükleri besinleri dilediğince tüketirler. Zeytinyağının faydalı olduğunu bilir ama miktar kavramının önemini bilmediklerinden ne kadar tüketirsem kar düşüncesiyle salatalarına iki üç çorba kaşığı yağı döküverirler. Sonra da neden kilo alıyorum, kilo veremiyorum diye düşünüp dururlar… Hani küçükken bize anlatılan bir hikayede olduğu gibi… Çocuk bir an önce iyileşmek için bir kutu ilacı içiverir de hastanelik olurdu hani… Burada yaşanan da yine ne yazık ki büyük bir bilinçsizlik örneğidir…

Bir de bilinçsiz spor yapan ve en önemlisi de beslenme faktörünün önemini es geçen bireyler vardır. Bu durum ne yazık ki fayda yerine zarar getirir. Spor yaparak ama doğru besinleri doğru zaman dilimlerinde almaksızın vücut nasıl yapılandırılabilir ki?

Kısacası sağlıklı yaşamda tek bir olgu yoktur ve sağlıklı yaşam sağlıklı olan her şeyi uygun ölçülerde hayata entegre edebilme sanatıdır…