Dünyamız 'Yemek'

Hayattan tam anlamıyla keyif alabilmeniz adına sizin de yiyeceklerle aranızda güçlü bir duygusal bağ bulunuyor mu? Yani sizin için yemek yemek bir ihtiyaçtan çok bir tatmin kaynağı mı? Kısacası yaşamak için mi yoksa yemek için mi yaşıyorsunuz?


ÜZÜNTÜNÜZÜN YAŞINI YEMEKLE Mİ SİLİYORSUNUZ?
Kızgınlıklarımızı, üzüntülerimizi ya da depresifliğimizi en azından anlık olarak yoketmek adına birçoğumuz yemeklere yöneliyoruz. Hani hep bahsettiğimiz şu ‘duygusal beslenme’ durumu belki de birçok kişinin kilo problemi yaşamasının ana sebeplerinden bir tanesi… Bu sorun bir çözüme kavuşturulmadıkça ve bu durumun nasıl yönetilmesi gerektiği de bilinmedikçe ne yazık ki diyetler başarısız olmaya, kilolar da bizimle kalmaya devam ediyor… Eğer sizi de duygusal beslenme problemi esir almışsa bu konuyla ilgili olarak derhal bir çözüm arayışı içerisine girmenizde fayda var.

 

“BANA BİR ŞEY OLMAZ…”
Yiyecekler olmadan yaşanamayacağı bir gerçek. Hele ki sağlıklı yiyecekler olmadan sağlıklı bir yaşam sürmek çok düşük bir ihtimal. Hal böyle olunca da tabii ki yiyecekler her derde deva oluyor. Tabii ki abartmamak kaydıyla… Abartmamak kaydıyla diyoruz, abartmamamız gerektiğini biliyoruz da yine de abartıyoruz ya, o da ayrı bir mesele… Çünkü yemek bizim gerçekten de ‘dünyamız’. Peki yiyecekler dünyasıyla bu kadar içli dışlı olmanın, adeta ondan vazgeçememenin neden olabileceği olumsuzlukların birgün bizi de bulabileceğini hiç düşündünüz mü?

Hepimizin de çok iyi bildiği gibi yemenin içmenin de fazlası bir nevi ‘toksik’ etki yaratarak faydadan çok zarara neden olacağından sağlıklı yaşam adına dikkatli olunması gereken noktalardan bir tanesi. Kilo probleminden tutun da organ işlev bozukluklarına kadar sistemimizde birçok aksaklığa neden olabilecek problemlere ‘aşırı yeme’ durumu da neden oluyor. Bunların yanısıra zihin ve ruh sağlığımızı da bu durum ciddi manada tehdit ediyor. Unutmayın ki her şeyin fazlası zarar… Peki zararın bu denli farkındayken yemeklerle ilişkimizi kontrol altında tutamamak neden? Yoksa ‘bana bir şey olmaz’ düşüncemizden mi? Gerçekten de olmaz mı dersiniz? Tekrar bir düşünün derim…

 

YEMEKLE SOSYALLEŞİRKEN DİKKAT…
Arkadaşlarımızla bile buluşacağımız zaman ‘bir şeyler yiyelim mi yoksa içelim mi’ sorusuyla karşılaşırız. Kısacası yemek, bir nevi sosyalleşmemize de yardımcı olan bir araç. Öyle de olsun tabii fakat dozunu iyi ayarlayarak… Yani yemeğin bizi bu kadar kontrol altına alıp yönetmesine izin vermemek gerekiyor. Bu konuda da dengeyi iyi tutturabilmek şart yani…


DAHA SAĞLIKLI DÜNYALAR YARATARAK DA MUTLU OLUNABİLİR!
Dünyamız ya da odak noktamız yemek olacağına daha sağlıklı türlü dünyalar ya da odak noktaları yaratarak da musmutlu ve tatmin içerisinde yaşamamız mümkün. Yani mutlu olmak adına yemek dışında daha farklı alternatifleri de göz önünde bulundurabilmemiz gerekiyor… Örneğin sosyalleşme anlayışımıza hep beraber doğa yürüyüşleri yapmayı, spora gitmeyi, daha çok film/tiyatro izlemeyi, dansa gitmeyi de ekleyebiliriz. Ya da en depresif anımızda marketten kocaman bir çikolata alıp tüketmek yerine güzel bir müzik eşliğinde modumuzu yükseltmeye çalışabilir, resim çizebilir, bize pozitif enerji katan bir dostumuzla sohbet edebilir ya da komedi filmi izlemeyi seçebiliriz. Yani illa ki mutlu olmak adına bir şeyleri çiğneyip yutmamıza gerek yok! Kısacası zihnimizin bizi kontrol etmesine izin vererek duygusal beslenme tuzağına düşmek yerine zihnimizi ‘biz’ kontrol etmeye başlarsak hayat da daha anlamlı olacak ve kazanan da her daim ‘biz’ olacağız…