Erkeklerin Şansı, Metabolizma Hızları!

Erkekler, kadınlara nazaran daha hızlı çalışan bir metabolizmaya sahipler… Peki neden mi?

Boy ve kilo olarak aynı ölçümlere sahip olan kadın ve erkeğe baktığımız zaman, erkeklerin bazal metabolizma hızlarının kadınlara nazaran daha hızlı olduğunu görüyoruz. Bu durum vücut kompozisyonu ve hormonlar gibi birçok faktörle yakından ilgili…

 

BAZAL METABOLİZMA HIZI NEDİR?
Metabolizma, kısaca vücudumuzda gerçekleşen bir dizi kimyasal reaksiyonlar bütününe verilen addır. Peki sürekli olarak bahsettiğimiz ‘bazal metabolizma hızı’ nedir, biliyor muyuz?

Bazal metabolizma hızımız, fiziksel aktivite, konuşma, yürüme vb. gibi faaliyetler olmaksızın, vücudumuzun gün içerisinde kalp atışı, nefes alışverişi, sindirim fonksiyonları gibi elzem işlevlerini yerine getirebilmek adına ihtiyaç duyduğu enerji miktarıdır.

 

METABOLİZMA HIZINI ETKİLEYEN BAZI FAKTÖRLER…

1-Testesteron ve östrojen hormonları (testesteron metabolizmayı hızlandırıyor, östrojen yavaşlatıyor).

2-Hipotiroidi olanların (tiroid bezi yavaş çalışanların) metabolizma hızları yavaşlıyor. Aksine, hipertiroidi olanların (tiroid bezi hızlı çalışanların) ise metabolizma hızları hızlanıyor.

3-Adrenalin salgısı da metabolizmayı hızlandırıyor.

4-Kas kütlesindeki kayıp, metabolizmayı yavaşlatıyor.

5-Sürekli kilo alıp kilo vermek, hatalı diyetler uygulamak, metabolizma hızını yavaşlatıyor.

6-Fiziksel aktivite metabolizmayı hızlandırıyor.

7-Metabolizma hızı yaşlandıkça yavaşlıyor.

8-Sarkopeni (kas erimesi) gibi rahatsızlıklar metabolizma hızı üzerinde olumsuz etki yaratabiliyor.

 

 

ERKEKLERİN YEMEK YEME LÜKSÜ
Metabolizma ne kadar hızlıysa, yemek yeme lüksü de o kadar fazlalaşıyor çünkü vücut ömrünü sürdürebilmek adına daha fazla enerjiye ihtiyaç duyuyor… Buna göre erkeklerin kadınlara kıyasla bir miktar daha fazla yemek yiyebilme şansı doğuyor…

 

 

NE YAZIK Kİ ‘TÜRK KASI’ METABOLİZMAYI HIZLANDIRMIYOR!
Erkekler metabolizma hızı avantajından yiyerek ve içerek belki de hiç farkında olmadan bol bol yararlanıyorlar! Özellikle toplumumuza baktığımız zaman ne yazık ki durum bu. Hatta ‘Türk kası’ denilen göbek yağlılığına da dikkat çekmekte fayda var çünkü bu yağ kütlesinin metabolizma hızı üzerine hiçbir değerli etkisi yok! Kısacası ‘Türk kasından’ yani esas adıyla ‘göbek yağlılığından’ da bir an önce kurtulmakta fayda var…

 

 

PEKİ ERKEKLER NASIL BESLENİYOR?
Genellikle erkekler, kadınlara nazaran sağlıklı beslenme konusunda daha az bilince sahip… Ya da bu konuyu kadınlara kıyasla daha az önemsiyor, sağlıksız yemek zevklerinden vazgeçemiyorlar…

Hele ki ülkemizde, özellikle kırmızı et tüketimine baktığımız zaman, erkekler bu konuda ipi göğüslüyor. Mangal ve meyhane alışkanlığı derken, evlerinde ‘etsiz’ pişen yemeğe burun kıvıran birçok kişi tanıyorum. Tabii bu gruba kadınlar da dahil olabiliyor… Tabii ki kırmızı et de gerekli, ama esas mesele tüketim miktarını doğru ayarlayabilmekte. Bir oturuşta 200g et tüketmektense bu miktarı yarıya indirebilmek, menüyü sebze, tahıl çeşitleri, yoğurt gibi diğer besin gruplarıyla tamamlamak ‘sağlık için’ şart!

Bir de tabii alkol ve abur cubur tüketimine baktığımız zaman erkekler bu konuda da biraz daha fazla özensiz davranabiliyor. Bu da yine ‘yağlanma’ olarak karşımıza çıkıyor.

Kısacası erkeklerin ‘sağlıklı beslenme kavramını’ öğrenmeleri, meyve ve sebzelere daha fazla yönelmeleri, ekstra yağ ve et tüketimlerine de kısıtlama getirmeleri gerekiyor. Bu sağlıklı sisteme ek olarak bir de sağlıklı ara öğün alışkanlığını kazanırlarsa, onların da sağlıklı beslenenler topluluğuna katılmaları an meselesi.

 

 

DİYET YAPAN EŞLERİN YARIŞI!
Evli çiftlerle birlikte sağlıklı beslenme ve kilo kaybı sürecimizde çoğu zaman erkeklerin galip çıkıyor oluşuna kadınlar üzülebiliyor. Hatta diyete eşlerine nazaran daha sıkı uymalarına rağmen… Peki neden mi? Başta tabii ki metabolizma hızı farklılığından ötürü…

İlk önce morali bozmaya, eşle bir yarış halinde olup kıyas yapmaya hiç gerek yok… Her zaman başkalarıyla değil kendimizle yarışalım, başarı grafiğimiz gitgide yükseliyor mu yoksa alçalıyor mu ona bakalım demiyor muyuz?

Tabii buna ek olarak, hele ki diyet sürecindeyseniz başta vücudunuzu da olduğu gibi kabullenmelisiniz. Metabolizma hızınızı, eğer varsa hastalıklarınızı ve kilo kaybı sürecinde sizi yavaşlatacak rahatsızlıklarınızı, sağlık geçmişinizi ve elbette ki yaşam biçiminizi… Tüm bunları kabullenişe geçtiğiniz anda kendinizi ne eşinizle, ne de bir başkasıyla kıyaslamaya gerek duymazsınız… Hep ne diyoruz; diyet kişiye özgüdür ve kişiye özgü hazırlanmalıdır… Bu nedenle elbette ki eşinizle tatlı bir mücadele içinde olun ama vücut yapısı konusunda farklı olduğunuzun da bilincine varın.

 

 

ERKEKLER DAHA ‘HUZURLU’, KADINLAR İSE DAHA ‘HUZURSUZ’…
Gözlemlediğim kadarıyla kadınlara nazaran erkekler kilolu olsalar dahi beden algısı konusunda daha huzurlu olabiliyorlar. Fazla kiloları olsa da kilo kaybı sürecine daha sabırlı yaklaşabiliyor, kiloluluk durumlarından ötürü hayatı kendilerine zindan etmiyorlar. 

Evet, erkekler kilo kaybı sürecinde daha rahat davranabiliyorlar ama kadınlar da bu süreçte aynı rahatlığı gösterebilirler. Neden gösteremesinler ki? Tabii ilk önce kabullenişe geçerek... Sağlık adına ekstra yağ kütlesinden kurtuluyor olduğunun farkına vararak, estetiği ikinci planda tutarak… Sabrederek, adım adım doğru yolda ilerlediğini bilerek… Hatalı ve yanılgıya düşüren ‘sözde’ diyetleri dikkate almadan, diyetisyen yönetiminde bu yolda ilerleyerek… Bedenini severek ve negatif söylemleri dikkate almayarak… Beden size aitse ve sizin varolduğunuz yerse, neden başkalarının negatif düşüncelerini dikkate alasınız ki? O sizin bedeniniz ve siz, size özgü yoldan ilerlemeniz gerektiğini kabul etmelisiniz…

 

 

ERKEKLER İÇİN BAZI SAĞLIKLI BESLENME VE YAŞAM BİÇİMİ ÖNERİLERİ

-Sağlıklı beslenme bilincine varın… Diyetisyene gitmekten çekinmeyin…

-Sağlıklı ara öğün tüketiminin önemini idrak ederek kendinize uygun sağlıklı ve pratik ara öğün alternatifleri oluşturun.

-İş bahanesiyle özellikle diyabet gibi bir rahatsızlığınız söz konusu ise, kesinlikle sağlıklı beslenmenizden taviz vermeyin! Unutmayın; beden işlevini yitirirse, ne işin ne de daha başka ‘önemli’ diye adlettiğimiz durumların önemi kalır…

-Gün boyu açlık çekerek, akşamına bol yağlı, bol tuzlu, aşırı kalorili yiyecek tüketimine yönelmeyin. Bu şekilde davranarak farkında olmasanız da bedeninizi cezalandırdığınızın bilincine varın.

-Akşam yemeğinden sonra kuru yemiş, cips, çikolata gibi abur cuburlara yönelmemeye özen gösterin.

-Eşiniz ya da ailenizle birlikte sağlıklı beslenmenin önemini benimseyin ve birbirinize destek olmaya gayret edin.

-Özellikle evde yaşayan bireylerden kilo problemi olanlar var ise, ve sizde böyle bir durum söz konusu değilse, kendi beslenmenize dikkat etmeseniz bile kilo problemi olan kişiye destek olmayı ihmal etmeyin. Bir müddet sonra belki siz de sağlıklı beslenmeyi benimsersiniz, ne dersiniz?

-Su tüketiminize özen gösterin. Günde en az 2 litre su için.

-Özellikle kas kütlenizi korumak adına düzenli spor yapın.

-Kas yapayım derken kaslarınızdan olmamak adına spor öncesi ve sonrası doğru besin tercihleriyle kaslarınızı koruyup yapılandırmayı ihmal etmeyin.

-Kalbinizi korumak için kırmızı eti haftanın yalnızca 2 günü tüketmeye özen gösterin. Bu durum kolon kanseri riskinizi de azaltacaktır.

-Meyhane ve mangal kültürünü abartmadan, kararını iyi ayarlayarak beslenme dengenizi korumaya çalışın.

-Alkol tüketiminde aşırıya kaçmamaya özen gösterin.

-Eğer yemekleri hızlıca tüketiyorsanız bu alışkanlığınızdan vazgeçmeye çalışın. Hızlı yemek, gereğinden daha fazla yemek tüketimiyle sonuçlanır, unutmayın.

-Stresliyken ve mutsuzken yiyecek tüketimine değil, spora yönelin.

 

Erkekler metabolizma hızı konusunda daha şanslı olabilirler fakat genel tabloya baktığımız zaman sağlıklı beslenme bilinci konusunda kadınlara kıyasla ne yazık ki eksi puandalar. Elbette ki sağlıksız beslenen kadınlar olduğu gibi sağlıklı beslenen erkekler de mevcut ama genelleme yaptığımız zaman sanırım kadınlar bu konuda bir nebze olsun daha fazla puanı hakediyorlar.

Umarım sağlıklı beslenme bilincini tüm toplum olarak daha fazla benimseyebilir, daha sağlıklı bir geleceğe doğru daha emin adımlarla ilerleyebiliriz.