Hayat Kaynağımız 'Su'

Nefes almak, yaşamak için elzem... Dolayısıyla oksijen olmadan yaşamak imkansız. Yani yaşam için ‘oksijen’ olmazsa olmazlardan. Oksijenden sonra ise sırayı SU alıyor! Vücudumuz yemek yemeden haftalarca yaşayabiliyorken, susuzluğa yalnızca birkaç gün dayanabiliyor.

Belki de bu değerli nimetin kıymetini sadece ‘o çok susadığımız anlarda’ anlıyoruz... Peki geriye kalan zamanlarda suyun değerini biliyor muyuz? İşte bu yazıda ‘suyun kıymetleri’nden bahsediyoruz.

 

SUYUN KIYMETLERİ

Herkesin vücut su içeriği aynı miktarda olmayabilir. Yetişkin bir insan vücudunun ortalama %59’u sudur. Ayrıca su içeriği yaşa ve cinsiyete bağlı olarak da %42-71 arası değişkenlik gösterir. Örneğin çocukların vücut su oranı daha yüksektir. Ayrıca yaş ilerledikçe suyun yerini ‘yağ’ almaya başlar. Yani yaş ilerledikçe yağlanma artar.

Vücudumuz, fonksiyonlarını sürdürebilme adına şüphesiz suya ihtiyaç duyar. Örneğin terleme, böbreklerin işlevi ve nefes alıp-verme gibi yollarla vücuttan su kaybedilirken, bu kaybın da takviyesine ihtiyaç duyulur. En sağlıklı biçimde bu takviyeyi su alımıyla gerçekleştirmemiz mümkündür. Özellikle yaz mevsiminde, terleme yoluyla su kaybı artmaktadır. Bunun nedeni vücudun kendi ısısını dengeleme çabasıdır. Bu yüzden sıcak aylarda su tüketimini de artırmak gerekir.

Peki suya gereksinimi nasıl anlayabiliriz? Bunun için idrarın rengine bakmak iyi bir göstergedir. İdrar ne kadar koyu renkteyse, bu durum suya olan gereksinimin o kadar fazla olduğu anlamına gelir.

 

İŞTE SUYUN 10 ALTIN GÖREVİ

1)Böbrekler ve bağırsaklar başta olmak üzere tüm organlarımızın daha düzenli çalışmasını sağlar.

2) Vücudumuzda biriken zararlı maddelerin (toksik maddelerin) dışarıya atılmasını sağlar.

3)Hücrelerin susuz kalmasını önleyerek, cildin daha sağlıklı ve  esnek olmasına yardımcıdır.

4)İdrar yolu enfeksiyonlarını önlemekteki rolü büyüktür.

5)Tüm metabolik faaliyetler için gerekli olup, gereken miktarlarda alımının metabolizma hızı üzerine olumlu etkileri vardır.

6)Vücut ısısının dengede tutulması için gereklidir.

7)Yeterince su içilmediği zaman, bazı mineraller böbreklerde çökerek böbrek taşlarına neden olabilirler.

8)Konstipasyonu (kabızlığı) önler. Vücuda az su alımı, vücudun su ihtiyacını bağırsaklardan su çekerek karşılamasına neden olmakta ve dolayısıyla konstipasyon oluşumuna sebebiyet vermektedir.

9)Zayıflama sırasında yağların yanması sonucu oluşan artık ürünlerin vücuttan atılmasını sağlar!

10)Kişinin kendini daha iyi ve zinde hissetmesindeki rolü büyüktür.

 

SUYUN pH DEĞERİ NE OLMALI?

Kanda asit ve alkali dengesini korumak çok önemlidir. Kanın pH değeri genelde 7.3-7.4 civarında seyretmektedir (bazı kaynaklarda 7.2 diye belirtilmektedir).  Alınan suyun da pH değerinin yüksek yani ‘alkali’ olması (içilen suyun pH degerinin 7’nin üzerinde olması) vücut için daha sağlıklıdır. Bunun bir nedeni de günlük beslenmemizde asidik gıdaları da bulundurmamızdır. Bu durumu da yalnızca alkali yiyecek ve içeceklerle dengeleyebiliriz. Suyun da daha alkali bir yapıda olması, bu dengenin kurulmasına daha fazla yardımcıdır.  (asidik yiyecek ve içecekler: etler, balıklar, yumurta, kahve vb.;  alkali yiyecek ve içecekler: birçok sebze ve meyve, vb.)

Suyun pH değeri ne kadar alkaliyse, asidik gıdaların oluşturduğu asidik ortamı alkali ile dengeleme olasılığı o kadar artmaktadır. Kısacası kanın normal pH düzeyini korumak adına yüksek pH’li sular daha fazla yardımcıdır.

10 altın görevde de belirttiğimiz gibi su tüketiminin metabolizma hızı üzerinde de olumlu etkileri bulunmaktadır. Yani kilo vermeye yardımcıdır! Kilo vermeyle pH değerinin bağlantısı ise bilinen kadarıyla şu şekildedir; kanda asit seviyesi yükseldikçe yağ depolama hızı artmaktadır. Bunun nedenlerinden biri de asit seviyesi yükseldikçe, vücudumuzun kendi organlarını korumak için yağ depolamaya başlamasıdır. Tabii buna ek olarak  kanın asit seviyesinin yüksek oluşu başka zararlara da neden olmaktadır.

Sonuç olarak beslenmede asidik ve alkali  besin dengesini sağlamanın yanısıra,  dogru pH aralığına sahip su tüketimi de büyük önem taşımaktadır.

 

SUYUN ZAMANI VE MİKTARI

Suyu yemek aralarında almak, ana yemekler sırasında almaktan daha iyidir. Bunun esas nedeni ana yemek esnasında alınan suyun mide hacmini artırıp, aşırı şişkinliğe sebebiyet vermesidir. 

Ayrıca suyu kararında ve gereken miktarlarda tüketmek gerekir. Unutulmamalıdır ki yiyecekler ve içececeklerle de sıvı alınmaktadır. Aşırı su tüketimi ‘su zehirlenmesi’ yani ‘su fazlalığı’na sebebiyet verebilmekte, kişide bulantı, kusma, yüksek tansiyon gibi rahatsızlıklara yol açabilmektedir. Kısacası her şeyde olduğu gibi suyun da uygun miktarlarda tüketimi gerekmektedir. Günde ortalama olarak 1.5-2 litre su alımı (diğer yiyecek ve içeceklerden alınan sıvılar haricinde) önerilmektedir. Yalnız bu miktarlar kişinin kilosuna, hava ısısına ve özel durumlarına (hamilelik, ameliyat sonrası gibi) bağlı olarak değişkenlik gösterebilmektedir.

 

DİKKAT!!!

Vücut suyunun;

%10’u yitirildiği zaman, yaşam tehlikeye girmektedir.

%3 kaybında kan hacmi ve fiziksel performans azalmaktadır.

%5 kayıpta konsantrasyon bozulur.

%8 kayıpta baş dönmesi ve soluma güclüğü görülmektedir.

%10 kayıpta kas spazmı, aşırı yorgunluk, dolaşım ve böbrek yetmezliği görülmektedir.

%20 kaybı ise ölümle sonuçlanır.

 

Suya bu kadar kolay ulaşabiliyorken lütfen her gün ortalama olarak 8-10 bardak su tüketelim.  Bugün daha bir bardak bile su tüketmediyseniz, lütfen şimdi sizin için çalışan vücudunuzu düşünün ve bir bardak su için.  

Lütfen vücut sağlığımızı korumak için suyu ihmal etmeyelim!