İlk Önce 'Aşka ve Sevgiye' Doyun...

Sevgi, yaşamın olmazsa olmaz bir parçası… Hepimiz sevgiden varolduk, sevgiyle varolmaya devam ediyoruz ve yaşamımız süresince de içimizde varolan sevgiyle birlikte yine ‘sevgiye’ doğru yol almayı sürdüreceğiz… Fakat ne yazık ki yiyeceklerle somut kavramda beslenirken, soyut kavramda da sevgiyle besleniyor olduğumuzu çoğu zaman unutuveriyoruz… Bundan ötürü de ruhumuzdaki sevgiyi ‘sevgiyle’ beslemeyi ihmal ederek sevgi karşıtı birçok duyguyla mücadele etmek durumunda kalıyoruz… Acı olan da bu durumu çoğu zaman farketmeyip sevgisizliğimizi daha da büyüterek bedenimize çeşitli hastalıklar hediye ediyor oluşumuz… Özellikle de ruhu sevgiyle değil yiyeceklerle doyurmaya çalışırken aşırı yağlanma sonucu obezite hastalığına yakalanabiliyor, günün sonunda da bu duruma bağlı olarak da gelişebilen daha farklı hastalık riskleriyle de (yüksek tansiyon, diyabet, kanser vb.) mücadele etmek durumunda kalabiliyoruz…

 

SEVGİ AÇLIĞI YEMEKLE DOYURULAMAZ…
İnsan ruhu sevgiyle doyurulmalı, yemeklerle değil… Fakat ne yazık ki bunu çoğu zaman başaramıyoruz… Mesela sevgiyle yapmadığımız bir işi yapıyoruz, dolayısıyla tatminsiz, sevgisiz ve mutsuzuz… Sonrasında da bu açığı kapatabilmek adına akşamleyin eve gidince bol bol yiyor içiyor, gün içinde yaşadığımız tatminsizliğimizi yemek yiyerek yok etmeye çabalıyoruz… Tabii sonuç olarak da ‘kilolanıyoruz’… Bunun yanısıra belki de iş haricinde yaşanan daha farklı problemlerden ötürü de sevgi alışverişimizdeki dengesizlikten dolayı rahatsızlık duyabiliyoruz… Dolayısıyla yine tatminsiz ve mutsuzuz ve yapay tatmin için kontrolsüz bir biçimde yemek yemeye yöneliyor ve sonuç olarak da yine bir güzel yağlanıyoruz…

Kısacası çoğu zaman bizler ‘duygusal açlığımızı/tatminsizliğimizi’ ya da esasen ‘sevgiye olan açlığımızı’ yemeklerin sağlayabileceği ‘kısa süreli mutluluklar’ ile kapatmaya çalışıyoruz… Ne yazık ki birçoğumuz da bu derin problemi göz göre göre ‘görmezden gelmeye’ devam ederek kilolarından kurtulma çabasını çeşitli diyetler aracılığıyla sürdürmeye devam ediyor… Tabii duygusal beslenme durumu çözülmeden yapılan diyetler de ne yazık kisürekli olarak kişinin ‘başarısız diyet deneyimleri’ yaşamasına yol açıyor… Çünkü duygusal beslenme durumunun tetiklendiği anlarda diyet sürekli olarak sekteye uğruyor ve bozuluyor…

Kısacası içsel problemleri bir çözüme kavuşturmadan sürdürdüğümüz her türlü arayış sürekli olarak ayağımıza dolanmaya ve bizi günün sonunda yine başarızlıkla buluşturmaya devam ediyor… İşte bu yüzden ilk önce sevgiye duyduğumuz açlığı ‘sevgiyle doyurmamız gerektiğini’ öğrenmemiz, diyetlerden de başarı sağlamayı bir sonraki aşamaya ertelememiz gerekiyor…

 


PEKİ AŞIK OLUNCA NASIL OLUYOR DA HEMENCECİK ‘DOYUVERİYORUZ’?
Bir düşünün… Aşık olunca ya da herhangi bir heyecan içerisindeyken nasıl oluyor da ‘kuş kadar’ diye tabir ettiğimiz yiyecek miktarlarıyla bile birdenbire doyuveriyoruz? Cevap tabii ki yine hormonlarda gizli… Aşık olduğumuz zaman çeşitli hormon salınımlarındaki değişimler bize kendimizi o kadar sevgi dolu hissettirmeye başlıyor ki, resmen bedenen sevgiye doyduğumuzu hissediyor, duygusal açlık sorununu da hemencecik rafa kaldırıyoruz. Bu esnada iştahımız da bir güzel kapanıyor ve biz yemek yemeyi hayatta kalmak adına, bazen de zorla (!) gerçekleştirmeye başlıyoruz… Minicik yemek miktarlarıyla bile hemen doyuyor, ‘daha önceleri nasıl oluyordu da paket paket çikolatayı bitirebiliyor, tabak tabak makarnayı bir hamlede tüketiveriyordum’ diye de kendimize sormaya başlıyor ve adeta kendimize yabancılaşıveriyoruz…

İşte aşk bizi ruhen doyurup fiziksel iştahımızı da kapatarak çoğu zaman kilo vermemizedestek sağlayabiliyor… Yani bu durumda diyet başarısı için bize ‘aşk’ın da yardımcı olabileceğini düşünebiliriz… Tabii buradaki‘aşk’illa ki romantik bir ilişkide varolan aşk olmak durumunda değil… Bu aşk daha farklı şeylere duyduğumuz bir aşk da olabilir… Örneğin aşkla yaptığımız herhangi bir hobinin içimizdeki sevgiyi artırarak bizi ruhen tatmin edip doyurabilmesi ve duygusal doyum için yiyeceklere başvurmamızı engellemesi gibi…

 

 

AŞKLA UĞRAŞILAN HOBİLER DE DİYETE DESTEK SAĞLIYOR…
Bu noktada diyet yapanlar ya da duygusal beslenme tuzağına sürekli düşenler için kendilerini daha fazla keşfetmeye yönelmelerini ve kendilerine zaman ayırmalarını önerebiliriz. Örneğin belki de uğraşmaya başlayacakları herhangi bir hobi sayesinde can sıkıntılarını yokedebileceklerinden olası bir duygusal beslenme problemiyle karşılaşma riskinin de önüne geçebileceklerdir… Bu nedenle özellikle diyet sürecinde bulunanlara diyetlerine yüzde yüz destek olabilecek ‘aşkla gerçekleştirebilecekleri hobiler’ geliştirmelerini önerebiliriz.

 


YEMEK SEVDALILARINI DA UNUTMAYALIM…
Tabii ki burada hobisi sürekli olarak bir şeyler yemek olan bireylerden bahsetmiyoruz. Burada gerçek anlamda yemekle ciddi ciddi uğraşan ve yemeği adeta bir sanatsal faaliyet olarak gören bireylerden bahsediyoruz…

Yemek sanatıyla uğraşan kişiler gerçek anlamda yiyeceklerle tutkulu bir ilişki sürdürebiliyorlar. Onlar güzel ve lezzetli yemekler üretmeyi ve tüketmeyi gerçekten seven kişiler… Yani onların duygusal beslenme ya da yemekle aralarında oluşabilecek herhangi bir sağlıksız bağları bulunmuyor. Onlar sadece yemek pişirmeye ve yemek yemeye tutku ve sevgi duyan insanlar… Kısaca ‘yemek’ onlar için en başta güzel bir hobi… Tabii bu güzel hobinin sağlıklı bir hobi olarak kalması için beden sağlıklarını ciddi manada tehdit etmemesi gerektiğini de hatırlatmakta fayda var…

Kısacası bu güzel hobiye sahip bireyler olmasaydı belki de bizler bu denli çeşitliliğe sahip lezzetlerle buluşamayacaktık… Onlara ve yemek sevdalarına da bu güzel sevgi gününde teşekkürlerimizi unutmadan sunalım…

 


SEVGİYLE PİŞİRİN, SEVGİYLE YİYİN…
Yiyecekleri sevgiyle pişirip sevgiyle tüketmek de çok önemli çünkü sevgiyle pişirilmeyen ve severek tüketilmeyen yiyeceklerin tadını alamıyor, dolayısıyla tokluk hissine bedenen ulaşsak bile ruhen çoğu zaman ulaşamıyoruz…

Unutmayalım ki bizler yemek yerken tam anlamıyla doyabilmek adına bedenen olduğu kadar ruhen de bir doyuma ulaşmalıyız. Bu sebeple hem beden hem de ruhen tam anlamıyla doyuma ulaşabilmek adına yiyecekleri de sevgiyle tüketmemiz gerektiğini unutmayalım…