İş Dönüşü Evdeki Tehlike

Hepimiz yoğun geçen bir günün ardından evimize yani konfor alanımıza geri dönüş yaptığımızda şöyle bir rahatlamak, üzerimizdeki yorgunluktan kurtulmak isteriz… Bu noktada bol keseden yemekler, atıştırmalıklar ve abur cuburlar da pek tabii devrede olur ve kilolanma riskimizi de artırırız… Esasında tok olsak da günün yorgunluğunu yemeklerle üzerimizden atmaya dair bir alışkanlığımız varsa ve bu durum bize kendimizi o an için iyi hissettiriyorsa burada durup bir düşünmemiz gerekiyor sanıyorum ki… Özellikle de bu noktada yemekle olan ilişkimiz ve yemeklere yüklediğimiz anlam üzerinde ciddi bir farkındalık yaratmamız şart…

 

BU DURUM KİLOLANMA SEBEPLERİN DE BAŞINDA GELİYOR
Duygusal beslenmenin olduğu her durum ekstra yağlanma riskini de artırıyor. Bu nedenle iş dönüşündeki bol kalorili atıştırmalıkların da kilolanmayla çok yakından bir ilişkisi olabilir. Eğer bu durumun bilincindeysek pek tabii değişimin de her daim elimizde olduğunu hatırlayalım ve değişim için adım atmaya başlayalım…

 

SONBAHAR-KIŞ AYLARI DAHA TEHLİKELİ
İş dönüşü yaşanan bu durumlar genellikle günlerin daha kısa olduğu sonbahar ve kış mevsimlerinde daha fazla ön plana çıkabiliyor. Bu sebeple bu aylarda bir nebze daha dikkatli olmaya çalışmak ve gün içerisindeki beslenme örüntüsüne daha fazla özen göstermek gerekiyor.

 

EN TEHLİKELİ SAAT 17:00 SULARI
Birçok kişi için atıştırmalıkların özellikle de karbonhidrat içerikli atıştırmalıkların en fazla gündeme geldiği zaman dilimi akşam üzeri 5 suları oluyor… Yani çoğunluk için tam da iş çıkışı zamanı! Gün içerisinde yetersiz ve dengesiz beslenme ve su tüketimi zayıflığı bu zaman diliminde özellikle bol şekerli tatlılar, abur cuburlar, hamur işleri gibi yiyeceklere yönelme isteğinin de ana nedenleri başında geliyor. Peki sizin için de bu durum geçerli mi?

 

PEKİ NE YAPMALI?
İşten eve geldiğiniz anda duygusal beslenme tuzaklarına düşmemek adına dikkat etmeniz gereken ana hususlar;

1)Gün içerisinde mutlaka dengeli ve yeterli beslenmeye özen göstermek.
2)Karbonhidrat bakımından daha kaliteli ve glisemik indeksi düşük olan besinlere yer vermeye çalışmak.
3)Saat başı ya da bir buçuk saatte bir 1 su bardağı su içmek. Bu uygulama sayesinde günlük su alımı da en doğru bir şekilde karşılanmış olacaktır.
4)Mutlaka gün içerisinde de sağlıklı ve porsiyon bakımından yeterli ara öğünler tüketmek.
5)En az 2 en çok 3 saatte bir kez beslenilecek şekilde beslenme programını ayarlamak.
6)Mutlaka saat 5 sularında glisemik indeksi düşük ve tok tutucu bir ara öğün yapmak. En popüler ve destekçi ara öğünlerden bir tanesi de yoğurt+meyve+ceviz/badem karışımları…


FARKINDA OL VE DEĞİŞ!
Kilolanma sebebimizi derinden farkettiğimiz ve durumla yüzleştiğimiz zaman geriye tek bir şey kalıyor… O da değişimi istemek! Değişim isteğimize bir de inancımızı kattık mı kilolanma sebebimiz ne olursa olsun bu durumu çözüme kavuşturmayı da her daim başarabiliriz, unutmayalım… Yeter ki içimizde istek ve inanç olsun!