'İşin Sırrını' Biliyor Musunuz?

Her şeyin bir sırrı vardır ve bütünü işin sırrı ya da sırları farklı kılar. Aynı durum sağlıklı yaşam ve tabii ki sağlıklı beslenme için de geçerlidir. Örneğin kişi eğer sağlıklı beslenme bilgilerine sahip ama işin sır(la)rı ya da nedenleri ile ilgili bir şey bilmiyorsa, bu bilgilerde de pek tabii ki bir tamamlanamamışlık hissedecektir… Bir şeyler hep eksik kalacak ve günün sonunda ya kişi monoton bir şekilde ve adeta bir robot misali sağlıklı beslenmeyi benimsemeden uygulamayı sürdürecek ya da bu yaşam biçiminden tamamıyla vazgeçecektir… Çünkü bu noktada benimsenemeyen yani içselleştirilemeyen şeyler vardır ve bu içselleştirememe de işin sır(la)rını ya da nedenlerini bilmemekle alakalıdır…

SAĞLIKLI BESLENME NEDİR VE NE DEĞİLDİR?
Sağlıklı beslenmedeki en önemli nokta soframıza gelen besinlerin sağlıklı olmasıdır ki ne yazık ki günümüzde bu konuyla ilgili birçok soru işaretimiz bulunmaktadır. Yani siz isterseniz sağlıklı diye nitelendirdiğiniz domatesi bolca tüketin, eğer o domates ilaç ve hormondan ibaretse sağlıklı beslendiğinizi kesinlikle söyleyemeyeceğimiz açıktır…

Bir diğer nokta da sağlıklı beslenmede sağlıklı olan her şeyi miktarını bilerek tüketebileceğinizi bilmektir. Tabii miktar kavramı da kişiye özgü ve değişkendir. Bunların yanısırayeterince açıklamada bulunmadan şundan bundan uzak durun diyenler de vardır… Örneğin şekerden uzak durun diyenler vücudun ana yakıtının şeker olduğundan ne kadar haberdadır? Mesela burada şekerden uzak durun derken rafine şekerden bahsedildiği ve bu şekerin boş kaloriden başka hiçbir mana ifade etmediğinden yeterince bahsedilmemektedir. Bireyler de bu doğrultuda karbonhidatların yapıtaşı olan şekerden yani günün sonunda da karbonhidrattan tamamen uzak durmaları gerektiği gibi tamamen yanlış bir algıya kapılmaktadır. Bunu takiben de bizler için değerli bir besin kaynağı olan özellikle tahıl ürünlerini de ne yazık kimümkün olduğunca tüketmemeye başlayıp sonra da sağlıklı beslendiklerini ve sağlıklı olduklarını düşünüp dururlar… Halbuki burada şekerden uzak durun derken sağlığa katkısı olmayan aksine sağlığı tehdit eden şeker çeşitlerinden bahsedilmeli, kurunun yanında yaşı da yakarcasına tüm karbonhidratları tehdit göstergesi gibi tanımlayarak karalamamak gerektiği de hatırlanmalıdır… Yine bu noktada bir diğer önemli olan şeyin tüketim miktarı olduğunun da altı kesinlikle çizilmelidir…

Bunlara ek olarak bahsedebileceğimiz bir başka sağlıklı beslenme gerçeği de proteinlerle ilgilidir. Günümüz medyası ve günümüz insanı proteini o kadar bir yüceltmiştir ki,adeta karbonhidratı düşman proteini de dost ilan etmiştir. Halbuki sağlıklı bir beslenme biçiminin halen daha %55-60’ının karbonhidratlardan, %25-30’unun yağlardan, %15-20’sinin ise proteinlerden oluşması gerektiğini birçok kişi bilmemekle birlikte görselde fit ve yapılı vücutları sağlık zannederek proteine olan kıymeti artırdıkça artırmıştır. Halbuki işin sırrı yine dengeli ve sağlıklı beslenmedir. Eğer sağlık çerçevesinden çıkılırsa ilerde organ işlevleri ciddi hasara uğrayarak intikamlarını bizlerden feci şekilde alabilir…

ASLINDA SAĞLIK ZİHİNDE BAŞLIYOR…
Sizce sağlıklı olmanın ana kuralı ne olabilir? Bu soruyu okuduğunuz anda bahsedeceğimi düşündüğünüz şeyler muhtemelen sağlıklı beslenmek, sigara içmemek, düzenli yaşamak, stresten uzak durmak gibi faktörlerdir. Evet bunlar da sağlığı koruyabilmek ve daha sağlıklı olabilmek adına gerekli olan olmazsa olmazlarımızdır fakat işin bir de çoğu kişinin farkında olmadığı tarafı vardır ki o da zihnimizle ilgilidir.

Gözlemlediğim ve araştırdığım kadarıyla sağlık esasen zihinde başlıyor. Eğer bireyin zihni ‘sağlıklı’ çalışıyorsa bu durum beden sağlığını da olumlu yönde etkiliyor. Tam tersine eğer bireyin zihni büyük ölçüde sağlıksız düşücelerle doluysa da bu durum ne yazık ki beden sağlığını olumsuz yönde etkiliyor. İşte bu sebepten ötürü sağlıklı çalışan bir zihin sistemine sahip olmak da total sağlığı koruyabilmek adına büyük önem taşıyor…

 

SAĞLIKLI BESLENMEYE TAKINTILI OLMAK NE KADAR DOĞRU?
Zihinsel sağlığımızın total sağlığımız üzerindeki etkisini düşünecek olursak sürekli olarak sağlıklı beslenme takıntısı içerisinde olmak da ciddi manada sağlığımızı negatif yönde etkileyecektir. Çünkü takıntı takıntıdır. Örneğin diyelim ki o gün öğle yemeğinizde hamburger tüketmekten başka bir çareniz yok. Eğer sağlıklı beslenme takıntısı olan biriyseniz hamburgeri tüketirken ciddi anlamda büyük bir stres yaşayacak ve belki de stresten ötürü vücudunuzda salgılanan çeşitli hormonlar aracılığıyla yağlanma riskinizi artıracaksınız. Eşzamanlı olarak o anı mahvedecek, mutsuz hissedecek, muhtemelen yanınızda olan kişileri de mutsuz edecek ve ileriki zamanlar için sosyal olarak da kendinize sorunlu bir zemin hazırlamış olacaksınız. Bu durumun neden olabileceği daha birçok negatif durum olasılığı sıralamak da tabii ki mümkün…

Halbuki hamburgerinizi su ya da daha sağlıklı bir içecekle tüketebileceğinizi, patates cipsini reddedebileceğinizi, yemek sonrası yürüyüşle aldığınız kaloriyi harcayabileceğinizi, akşam yemeğinde çok daha sağlıklı bir alternatif tercih edebileceğinizi ve bardağın dolu tarafı diye nitelendirebileceğimiz daha birçok pozitif durumu düşünerek kendinizi boş yere harap etmeme şansınız da mevcut! Üstelik bunu yaparak bir şey de kaybetmezsiniz! Aksine adapte olabilme yeteneğinizi güçlendirir, her koşulda sağlığınızı olabilecek en iyi düzeyde koruyor olabildiğinizin farkına varabilir ve aç olan onca insan varken karnınızı doyurabildiğinize şükrederek hem zihnen hem de ruhen daha mutlu hissedebilirsiniz…

Sağlıklı beslenmek hayatın tadını kaçırıyomuşçasına takıntılı bir biçimde sağlıklı besinlere takılı kalmak değildir! Lütfen bunu unutmayın ve bu ömrün sağlıklı da sağlıksız da geçse bir gün biteceğinin farkına varın… Tabii ki elimizden geldiğince sağlıklı tercihler yapmalıyız ki ömrümüzü olabildiğince kaliteli bir biçimde geçirebilelim. Ama yalnızca bedene odaklanıp esasen mühim olanın yaşamda bedenin yanısıra zihin ve ruh sağlığını da korumak olduğunu unutmayalım…

 

YANLIŞ DÜŞÜNCE: DEĞNEK GİBİYSE SAĞLIKLIDIR!
İncecik, adeta ‘değnek’ gibi görünmek de kesinlikle sağlık belirtisi değildir. Özellikle de biz diyetisyenlerin adeta manken gibi olması da sağlıklı beslenmenin bir göstergesiymiş gibi bizlerden beklenen bir özelliktir. Halbuki bu algı son derece yanlış olabilir. İnanın günümüzde genetik faktörler yardımıyla incecik hatta manken gibi fiziği olan ama son derece sağlıksız bir bedene sahip kişi sayısı azımsanamayacak derecede fazladır. Burada bedenen dışarıdan göze hitap ediyor olmayı hem genetik nedenlere hem de kişinin besinlerden aldığı günlük enerji miktarının dengeli oluşuna bağlayabiliriz. Yalnız bu noktada kişinin günlük fazla enerji almıyor oluşu illa ki sağlıklı besleniyor olduğu anlamına da gelmiyor. Bu kişi pekala bu kalori miktarını çeşitli sağlıksız besinleri kombine ederek de alıyor olabilir (örneğin hamburger, pizza, çikolata, cips vb.). Günün sonunda aldığı ve harcadığı enerji dengede olduğundan fiziğini koruyor da olabilir. Peki ya sağlığını koruyabiliyor mu dersiniz?

 

SAHİ ‘SAĞLIK’ NEYDİ?
Sağlık, genel kontrollerimizde kan değerlerimizin iyi çıkması, doktor muayenesinden de geçer not almakla sınırlı değildir. Sağlık bir bütündür, bu bütünü oluşturan da beden, zihin ve ruhtur. Yani biz istediğimiz kadar sağlıklı beslenip spor yapalım eğer zihnen ve ruhen sağlıksızsak sağlık adına bir yetersizlik durumu ortaya çıkacaktır. Tabii günümüzde de ne yazık ki hem bedenen hem zihnen hem de ruhen sağlık adına ‘pek iyi dereceli’ bir nota sahip olmak gerçekten de zordur ve ne yazık ki gitgide de güçlük kazanmaktadır. Örneğin yaşanılan ülkede gitgide umutsuzluk hüküm sürmeye başlamışsa o topluma yavaş yavaş sağlıksızlığın zehri alıştıra alıştıra verilmeye başlanmıştır demektir… Ya da çalışma ve özel hayatla ilgili yaşanan problemler bir türlü tolere edilemiyor ve mütemadiyen bireyin üzerinde baskı kuruyorsa burada da sağlığın barınamayacağı bir ortam çoktan yaratılmıştır… Sonuçta da sağlık dış etkenlere bağlı olarak yara almaktadır…

Esasında bu gibi durumlarda önemli olan şey varolan durumumuzun farkına varmak ve her geçen gün her bir yandan sağlığımız adına tehlike oluşturan bu gibi durumlarla mücadele edebilme gücümüzü artırabilmek adına çaba sarfetmektir. Bu çaba da çoğu zaman uzmanlardan destek alarak başarıya ulaşabilir. Unutmayın hayattaki en önemli şey sağlığımız ve onu kaybetmeden ömrü sürdürebilmek adına da doğru yollar dahilinde elimizden geleni yapmalıyız…

Sağlığımızın kıymetini bilelim ve bizimle olduğu her an için şükredelim…