Koçluk; Tek Malzemeyle Zihin Düğümlerini Çözme Sanatı

İnsan kendini zihin karmaşaları içinde arar da durur… Ne yazık ki çoğu zaman da o zihin karmaşalarına elinin, kolunun, ayağının dolanmaması da imkansızdır… Karmaşalara dolandıkça düğümlenir ve yolunu bulmaya çalışırken daha da kayboluverir… Hem de bu kayboluşla birlikte hareket edememekten ötürü doğan inançsızlık, umutsuzluk, kurban psikolojisi, yaşarken ölümü yaşama, hayattan tat alamama, körleşme de yanına kar kalır… İşte bana göre koçluk almak, o zihin karmaşalarında kendini arayan insana karmaşayı yönetebilme becerisini kazandırır… Onu düğüm düğüm olmadan, hedeflediği yolda eli kolu ayağı serbestçe, özgür bir şekilde ilerlemesine yardımcı olur… Bazen rüzgar olur karmaşayı dağıtır ve insanı zihin tozlarından arındırır, bazen de zihnin puslu yollarına ışık tutar, gidilmek istenen yolu netleştirir ve aydınlatır…

Kendini keşfetmek, dışarıda aradığın sorularının cevaplarının ‘sende’ olduğunu farkedebilmek adına mucizevi bir şekilde ve çok da kısa bir sürede etki edebilen bir süreç koçluk süreci… En özetle koçluk; aslında halihazırda ne kadar da ‘farkında’ olduğumuzu bize gösteren ve her cevabın yine içimizde bir yerlerde olduğunu bize farkettiren bir sistem…


ESAS MALZEMEMİZ; GÜÇLÜ VE DERİN SORULAR…
Koçluk, tabii ki çok derin ve birbirinden değerli tekniklerle dolu bir bilgi okyanusu… Koç konumu ise okyanusunu çok iyi tanıyan ve okyanusundan neyi ne zaman kullanacağını çok iyi seçebilen ve seçtiklerini de sihirli değneğiyle derin sorulara dönüştürebilen bir ‘duruş hali’…

İşte bu esas malzemeyle yani sorularla koçluk alan kişinin kendi iç dünyasına güvenle dalışını izliyoruz… Kendi okyanusundan çıkardıklarını, okyanusundaki gözlemlerini ve o güzel derinliği farkedişini gözlemlemek sanıyorum benim için en heyecan verici noktalardan bir tanesi…

 

BENİM İÇİN EĞİTİM SÜRECİNİN ‘ANLAMI’…
Eğitim sürecine her defasında heyecanla gittiğimi ve gün sonunda da hala dinamik ve enerjik hissettiğimi hatırlıyorum… Bunu hatırlamak ve bu haller dahilinde eğitim süreçlerine katılmak bile bana ruhen buraya ne denli ait hissettiğimi bildirmişti… Daha önce çeşitli alanlarda farklı eğitimlere de her daim katıldım fakat benim için koçluk eğitimine katılmak her şeyin bir bütünleyicisi niteliğinde oldu… Beni tamamladı ve daha da bütünleştirdi. Şu anda halihazırda yaptığım işlere koçluğu entegre edebiliyor olmam ve gerektiği zamanlarda o bakış açısıyla da insanlara katkı sağlayabiliyor olmamın değeri bende apayrı…

 

BURADA ‘KABULLENİŞ’ VAR…
Koçlukta kabulleniş var… Yargı yok, eşitsizlik yok, negatif algı yok, değersizleştirme yok, eleştirme yok… Yalnızca o an içinde ‘kabulleniş’ var… Koçluk yaparkenki o ‘hal’ beni koçluk süresince meditasyon halinde de hissettiriyor… Çünkü tamamen zihnimle, kulağımla, ruhumla koçluk alan kişide olmak koç konumundaki ‘bana’ da iyi geliyor… Yani koçluk yapmak bana kalırsa koçu da iyileştiriyor, algısını daha da büyütürken ona nötralize olabilme ve dinginleşme şansını da veriyor…

 

KOÇLUĞUN DEĞERİ…
Benim için koçluğun değeri koçluk sonunda kendini size sınırsızca ve güvenle açabilen kişiye bir şekilde dokunabilmiş olmak ve o kişinin ruhundaki ferahlamayı hissedebilmek… Sanıyorum bu hal benim için en değerlisi…

 

KENDİ YOLUMDA ‘KOÇLUK’…
Mesleki anlamda koçluğun kendi gittiğim ve daha da ilerlemek istediğim yoldaki yeri ve katkılarından bahsedecek olursam ise anlatımıma şu şekilde başlayabilirim… 2012 yılından beri diyetisyen olarak kendi ofisimde çalışıyorum ve merkezimin adı da Balance… Anlamı ise ‘Denge’… Bu ismi her zaman beden, zihin ve ruh dengesi üzerine işler yapmak istediğimi bilerek seçmiştim… Diyetisyenlik daha ziyade beden işi… Bedensel sağlıkla ilgili… Yani ‘Balance’ın beden kısmı tamamdı… 2014-2017 aralığında Astroloji eğitimi alarak küçüklükten beri ilgi alanım olan ve belki de hayalim olan astrolog olma şansını da yakaladım… Bu sayede Balance’ın bana göre ‘ruh’ kısmını da tamamlamıştım… Bu zaman zarfında 2016 yılı sonlarında katıldığım bir eğitimde insanın ruhuna inebilmesi adına zihnini terbiye edebilmesi gerektiğinin farkındalığını yaşadım ve bu zaman itibariyle kendi zihnimi çözmeye ve kendimi daha da anlamaya başladım… İnsanın zihnini terbiye edebilmesi pek tabii kolay olmuyor ama günün sonunda kendimi daha da tanıyarak bu konuda da daha iyi bir seviyeye gelebildiğimi hissediyorum… 2016 yılında katıldığım bu eğitim sonucunda insanlara zihinsel farkındalık anlamda da destek sağlamayı çok fazla istediğimi farkettim… Sonralarında 2018 yılı ortaları sonrası Erickson Koçluk eğitimi fırsatını duyduğum anda ‘evet bu eğitime katılmalıyım’ dedim… Sanki bu eğitim beni tamamıyla bütünleştirecekti… Ve gerçekten öyle de oldu… 

Tabii bu üç alanın her biri yalnızca bedenden, zihinden ya da ruhtan ibaret de değil… Hepsi o kadar fazla birbirinin içinde ve bana göre bir bütün ki… İşte bu birlik halleriyle kendim de dahil dokunabildiğim herkese içsel dengeyi öğretebilmeyi, dengelenmeleri adına destek olabilmeyi kalpten istiyorum… Yani ruhen amacım ‘Balance’ı gerçek anlamda gerçekleştiriyor olmak… Elimden geldiğince bu değerli koçluk sistemini de en doğru ve en yararlı şekilde insanlarla paylaşabilmek yaşam enerjimi daha da artırıyor ve bunu hissediyor olmak da kendimi de (Dilara’yı da) daha fazla gerçekleştirebiliyor olduğumu bana fark ettiriyor…