Sağlıklı Beslenmede Yanlış Bilinen 'Yasaklar'!

Sağlıklı beslenirken ya da diyet sürecindeyken yasak diye bir şey, ya da o yiyecekle kişinin arasında ‘düşmanlık’ ilişkisi kurmasını gerektirecek bir durum oluşturulmamalı… Tabii çok ciddi bir hastalık engeli olmadığı sürece… Ki olsa dahi, yine bu durumun gerekliliğine danışan kişi en doğru yolla ikna edilmeli, olabilecek ‘en rahat’ ve ‘yemeklerle en barışık’ halde sağlıklı beslenme ve diyet süreci sürdürülebilmelidir…

‘YASAK’ YOK, ‘DENGE’ VAR!
Her zaman bahsettiğimiz gibi yine denge, denge, denge! Kısacası önemli olan yine bedenimize özgü dengeleme biçimimizi oluşturma yetisini kazanabilmek… Bu sayede istediğimizi yiyebilir, kolay yol olan ‘yasaklama’ kavramından da uzaklaşabiliriz… Tabii yine ‘tüketime mani olacak herhangi bir sağlık problemi olmaksızın’ notumuzu her zaman olduğu gibi tekrarlamakta fayda var.

 

İLK AKLA GELEN ‘5 YASAK DÜŞÜNCE’!

Her zaman ve her koşulda beslenme programımızın bir denge halinde olması gerekiyor… Bunun yanısıra belirli doğruları bilerek, sağlıklı ve sağlıksız besin tüketimi içerisinde, yine sağlıklı besinlerin galip çıkacağı bir uyum oluşturmak da mümkün… Kısacası önemli olan yasaklı değil, dengeli ve kararında tüketim…

 

YASAK DÜŞÜNCE 1: PASTA-BÖREK-ÇÖREK ÇOK TEHLİKELİ…
En lezzetli bulduğumuz ama bir o kadar da tehlikeli birer düşman olarak gördüğümüz, çoğu zaman tüketirken boğazımıza dizilen, el emeği göz nuru lezzetlerin en başında türlü pastalar, börekler, çörekler, tatlılar vb. yiyecekler yer alıyor…

Peki tüketirken bu kadar çile çekmeye değer mi? Ya da bu yiyecekler bu kadar kötü bir algıyı hakediyorlar mı? Ne dersiniz?

Tabii ki eğer sınırınızı bilir, doğru beslenme ve beslenme dengesinin ne olduğu konusundaki algıyı kazanırsanız, çile çekmenize hiç gerek kalmaz… Arada bir tabii ki bu lezzetlerden de yararlanacaksınız, keyifleneceksiniz, doğum gününüz ya da benzeri kutlamalarda bu besinleri de tadacaksınız, ama hiçbir zaman ‘abartmayacaksınız’… Zamanını ve kararını bilerek tüketirseniz, hem ruhunuzu hem de bedeninizi memnun edersiniz…

Nasıl tüketelim?

Bu tip hamur işleri ve tatlılardan fazla yağlı, şekerli ve tuzlu olanlar yerine daha az yağ, şeker ve tuz içerenleri tercih etmekte kesinlikle fayda var.
Örneğin pasta tüketecekseniz, bol kremalı pastalar yerine, daha sade olanları, mümkünse puding ve meyve ile hazırlananları tercih edin. Ya da tercihiniz börekten yana olacaksa, aşırı yağlı bir hamurdan hazırlanmış olanlar yerine, yoğurtla kıvam kazandırılmış ve fırında pişirilmiş, peynir ve sebzeli börekleri tercih etmelisiniz.

 


YASAK DÜŞÜNCE 2: MAKARNA, EKMEK, PİLAV ŞİŞMANLATIR…
Geçmişten günümüze gelen bir yanlış düşünce daha… Aslında her besin, günün sonunda şişmanlatabilir! Eğer biz, günlük enerji ihtiyacımızdan daha fazlasını alıyorsak, bu bize yağ olarak geri dönecektir… Yani ekstra kalorinin börekten mi, yoksa meyveden mi geldiğinin bu noktada bir önemi yoktur… O nedenle sağlıklı beslenirken makarnadan, ekmekten, pilavdan da uzak durmamak, aslında onlarla ‘kararınca’ dostluk kurmanın önemi büyüktür…Bu nedenle yanlış düşünceleri bir an önce zihnimizden uzaklaştırmakta fayda var…

Nasıl tüketelim?
İşte esas mevzu da burada başlıyor… Yani ‘bilinçli’ olmakta… Makarnamızı, ekmeğimizi ve pilavımızı hazırlarken kullanacağımız malzemelere, tüketirken de kombine edeceğimiz diğer yiyeceklere muhakkak dikkat etmeliyiz…

Örneğin; beyaz undan yapılmış bir makarna tercih etmek yerine, tam tahıl unundan hazırlanmış olanını tercih etmek; pilavda beyaz pirinç kullanmak yerine seçimimizi esmer pirinç ya da bulgurdan yana kullanmak; ekmeğimizi beyaz ekmek yerine tam tahıl ya da çavdar ekmeği olarak tüketmek, sunulabilecek türlü sağlıklı alternatiflerdendir… Bu sayede özellikle kan şekeri profilimizdeki ani iniş ve çıkışların da önüne geçebilir ve böylelikle daha ‘sağlıklı makarnalar, pilavlar ve ekmekler’ tüketebiliriz!

 

 

YASAK DÜŞÜNCE 3: MUZ, İNCİR, KARPUZ, KAVUN GİBİ MEYVELER KİLO ALDIRIR…
Evet, bahsettiğimiz gibi gerekenden fazla kalori alımı, yağlanmayla sonuçlanmaktadır… Bazı meyveler de daha şekerli dolayısıyla da daha kalorili olmaları nedeniyle kilo alımını tetikleyebilir. Yalnız bu durum, şekerli meyvelerin yağlandırdığı olarak anlaşılmamalıdır…

Daha şekerli olan meyvelerin kan şekeri profilinde dengesizliklere neden olabileceğini biliyoruz. Bu durum da daha erken acıkmaya neden olup, daha fazla besin tüketimiyle sonuçlanabilmektedir… Yalnız, özellikle bu meyveleri, ceviz, badem gibi kuru yemişlerle birlikte tükettiğimiz zaman, kan şekerimizin daha güzel dengelendiğini de hatırlatmakta fayda var…

Bu nedenle beslenme programımızda muz, incir, karpuz, kavun, hurma, üzüm gibi meyveleri de kararınca bulundurabileceğimizi bilmeliyiz. Bu sayede doğanın bize sunduğu farklı mucizelerden de yararlanmış oluruz. Tabii diyabet gibi benzeri rahatsızlıklar sonucu tüketimde sınırlama ya da beslenme programından tamamen çıkarılma durumu söz konusu olmadığı müddetçe…

Nasıl tüketelim?
Gece son ara öğün olarak almaktansa, bu tip meyveleri gündüz ya da ikindi vakitlerinde tüketmeyi tercih edelim. Geri kalan meyve tüketim haklarımızı da az şekerli olan elma, portakal, mandalina gibi meyvelerden yana kullanalım…

Not: Daha detaylı bilgi için diyetisyeninize danışabilirsiniz…

 

 

YASAK DÜŞÜNCE 4: AKŞAM 19:00’DAN SONRA HİÇBİR ŞEY TÜKETİLMEMELİ…
Günün en son öğününün hangi saatte tüketileceği kişinin yatış saatiyle doğrudan ilintili… Bu nedenle akşam 19:00’dan sonra bir şey tüketmeme düşüncesi birçok kişi için son derece hatalı olabiliyor… Bu nedenle yiyecek tüketimini sonlandırma saatini belirlerken, kişilerin uyku saatini bilmek kesinlikle şart.

Uykudan 2-2.5 saat önce alınan son ara öğün, gece boyunca kan şekeri dengesini koruyacak ve uyku esnasında ya da sabahın erken saatlerinde mide gurultusu ve şiddetli açlık hissinin önüne geçecektir.

Tabii bahsettiğimiz son ara öğünün sağlıklı ve dengeli bir öğün olması gerektiğini de unutmayalım.

Son ara öğün örnekleri: 

*1 porsiyon meyve + 5-6 adet çiğ badem

*1 su bardağı az yağlı kefir/süt 

*Ev yapımı meyveli yoğurt

 


YASAK DÜŞÜNCE 5: KIRMIZI ETE VEDA ET, BEYAZ ETE YÖNEL…
Kırmızı etin fazlası kesinlikle zarar, bu çok iyi bilinen bir gerçek… Yalnız, kırmızı ete tamamen veda etmek, özellikle demir minerali açısından problem yaratabiliyor… Nedeni ise kırmızı etin demir yönünden çok zengin oluşu…

Not: Kırmızı ette bulunan demir mineralinin vücut tarafından sindirilme oranı, bitkilerde bulunan demire kıyasla ortalama 3 kat daha yüksektir.
Kararında yararlanabilmek adına haftanın 2 günü doğru pişirme yöntemleri eşliğinde muhakkak kırmızı et tüketimini öneriyoruz… Özellikle de kadınlar için bu çok daha önemli (adet dönemi sebebiyle)…

 

 

DİYET PROGRAMINIZI SORGULAYIN…
Basmakalıp diyet listelerinden, size özgü hazırlanmayan her türlü diyet listesinden sakının… Diyetteki etin, sütün, ekmeğin, sebzenin, meyvenin, kısacası tüm besinlerin, tüketim miktar ve sıklığının kişiye özgü hazırlandığının bilincine varın. Özellikle size uygun olmayan çok düşük kalorili diyet listelerinin bedeninize sağlıktan çok zarar getireceğini bilin, doğru ve ölçülü yemek yemekten korkmayın!

 

Özetle sağlıklı beslenmede yasak diye bir şey yok… Sağlıklı beslenebilmek ve sağlıklı bir yaşam sürdürebilmek adına sadece bir nebze ‘uzak durulması’ gereken yiyecekler var, o kadar… Önemli olan her zaman söylediğimiz gibi ‘dengelemek’ ve ‘dengeyi oluşturabilmek’! 

Dengelemeyi öğrenebilmek adına diyetisyeninize başvurup sağlıklı beslenme eğitimini almanız, dilediğiniz zaman diyetisyeninize danışmaktan çekinmemeniz, ve özellikle de gerek medya gerekse de internet yoluyla ulaşılan bir dolu sağlıksız ve hatalı bilgiler karmaşasına kapılmamanız gerekiyor…

Sağlık sizin, beden sizin, zihin sizin, lütfen onları bir bilene emanet edin…