SEVMEKLE İLGİLİ MİNİCİK NOTLAR

Hepimize göre sevmek çok farklı şekillerde ifade edilebilir. Aşk ise apayrı… Kimimize göre kavuşamamak, kimimize göre gözü körleşerek sevmek, kimimize göre tutkuyu barındıran sevgi biçimi, kimimize göre de tüm halleriyle o insanı koşulsuzca sevmek… Tabii aşka biçtiğimiz anlamları daha da artırabiliriz… Sevgiyi aşkı da içinde barındıran en kapsamlı tanım olarak düşünecek olursak ilerleyen satırlarda hep sevgi kelimesine yer vererek minicik de olsa sevgiyle ilgili benim de keşfetme yolunda olduğum bazı notlara değinmeye çalışacağım. Umarım sizlere az da olsa katkısı olur :) 

 

GERÇEK SEVGİ NE OLABİLİR?
Sevgi konularında gerçekliği sorgularken kime göre ve neye göre sorguladığımızı da bilmek gerekiyor. Örneğin ikili ilişkilerde beklentiler ve toplumsal normlar devreye girince iki kişi arasındaki sevgi koşullandırılabiliyor ve çok farklı anlamlandırmalara doğru sürüklenebiliyor… Bu da sevginin esas anlamını kaybetmesine neden olarak bizi sevgiden tam anlamıyla koparıyor. Sonrasında ise elimizde yalnızca ‘yanılsamalar’ kalıyor. Peki gerçek sevgi ne olabilir dersiniz? Sevgi aslında belki de bir ‘haldir’. Belli bir biçimi ya da tanımı olmayan ama içinde birçok güzelliği barındıran bir hal… Huzur gibi, şefkat gibi, mutluluk gibi…

 

SEVGİDE SEVGİYLE AKABİLMEK…
Hiçbir beklenti olmaksızın ve koşulsuz bir biçimde sevgi enerjisinde akabiliyor olmak bize gerçekten sevgiyi yaşatıyor… Fakat ne yazık ki bireysel algılarımızdan, beklentilerimizden ve ihtiyaçlarımızdan ötürü ne yazık ki sevgide bir türlü akamaz hale gelebiliyoruz. Örneğin kendimizi yeterince sevmiyorsak varolan aşk ilişkisindeki partnerden duble dozda sevgi beklentisi içerisine girebiliyoruz. Sonrasında da türlü sahiplenmeler, kıskançlıklar ve kontrolcülük gibi sevgiyi yıkıcı davranışları açığa çıkarıyoruz. Günün sonunda da aramızda varolan mucizevi sevgi enerjisinde akamıyor ve ilişkimize zarar veriyoruz. Hatta ilişkimizi sonlandırmak durumunda bile kalabiliyoruz... 

Aynı şeyi kendimiz için de yapıyoruz. Aslında belki de en önemlisi de bu... Kendimizle koşulsuz bir sevgi bağı kuramadığımız zaman da türlü ve zorlu yaşam dersleriyle akıllandırılmaya çalışılıyoruz. Yaşam bizi çeşitli sınavlara tabi tutarak 'önce kendini sevmeyi öğren' demeye çalışıyor... Anlayabilirsek ne ala! Anlayamadığımız zaman ise farklı senaryolarla aynı sınava girmeye devam edeceğiz çünkü...  Sınavın amacı ise öncelikle kendimizi sevmeyi farketmemiz gerektiği, o kadar! Biz eğer sevgi olmazsak, kendimizi sevgiyle donatmazsak, yaşam da bize sevgide akma şansı tanıyamıyor ne yazık ki… Bünye tanımadığı yerde akmayı da kabul edemiyor çünkü… =) Bu nedenle her zaman için önce kendimizi bir güzel sevmeyi öğrenmemiz gerekiyor... 

 

BİR DE GÜVEN MESELESİ VAR TABİİ…
Günümüzde güven duymak hayli zor gibi görünüyor olsa da bunun nedeninin de yine kendimiz olduğunun farkına vardığımızda iş değişiyor. Bu nedenle güven duygusuyla ilgili yetersizliklerin cevabı da yine ‘bizde’ gizli… Sevgi gibi güven de ilk önce ‘bizde’ bulunmalı ki güven içerisinde yaşama şansı bize sunulabilsin. ;)

 

ŞİMDİ CESURCA SEVGİDE AKMAYI SEÇ!
Kendimizi tam ve bütün hissetmeye başladığımız anda korku yokoluyor. Aslında tam ve bütün hissetmenin diğer adı tamamıyle sevgi enerjisinde olmak da olabilir… Korku gidince geriye yalnızca sevgi kaldığından da sevgide akmayı kolaylıkla ve çok da normal bir biçimde başarabiliyoruz aslında... Demek ki sevgide akamadığımız her an için dönüp kendimize bakmalı ve ‘nerede eksik ya da yarım’ hissediyor olduğumuzu sorgulayıp o alanı mutlaka dönüştürmeyi seçmeliyiz.

Sonrasında da geriye sevgi içerisinde özgürce ve huzurla akma şansı bizlere sunuluveriyor. Dilediğimizde de kocaman kulaçlar atarak sevgi okyanusunun türlü yollarına doğru yüzebilme fırsatını yakalayabiliyor ve bu okyanusta cesaretle keşfe çıkabiliyoruz… =)

 

Şefkatle sev ve koşulsuzca… Ama ilk önce de kendinden başla…