Yemekle Olan Aşkınızı Gizlemeyin!

Yemek aşkı nedense birçok kişi tarafından gizlenir… Gerçekte bayılarak tükettiğimiz bazı bol kalorili/yağlı/şekerli yiyecekleri aslında hiç sevmediğimizden bile bahsettiğimiz olur… Ya da ‘çok nadiren’ az miktarlarda tükettiğimiz yalanını söylediğimiz de… Hatta bazen başka bireylerin yemek tüketim miktarlarını merak ettiğimizden, onların lokmalarını da sayar dururuz. Tabaklarını inceler, acaba benden ne eksik ne fazla yiyor diye düşünürüz… Kısacası bir nevi kendi tüketim miktarımızla kıyas yapar, durumu değerlendirmeye alırız (!)…

Peki sizce bu davranış biçimimiz ne kadar doğru? Yemekle olan bağımızı gizleme dürtümüz nereden kaynaklanıyor hiç düşündünüz mü? Yoksa memnun olmadığımız dış görünüşümüz ve varolan fazlalıklarımız mı yemek sevdamızı gizleme nedenimiz dersiniz?

 

ONU BİR SUÇ GİBİ ALGILAYIP GİZLEMEYİN… ‘SEVİYORUM’ DİYEBİLİN…
Çoğunlukla yemek yemeyi sevdiğini hatta sağlıksız diyebileceğimiz yemek türlerinden de bir türlü vazgeçemediğini açıkça belirten bireylerin yanısıra tam tersine bu sevdalarını gizlemeyi tercih eden bireylerle de sıkça karşılaşabiliyoruz. Genellikle gözlemlediğim kadarıyla erkekler bu konuda daha dürüst olabiliyorken kadınlarda durum biraz değişkenlik gösterebiliyor. Bunun nedeni muhtemelen kadın fiziğinde mükemmeliyet arayışının her daim devrede olmasından ileri geliyor. Sonuç olarak da kadın ne yazık ki sevdiği lezzetlere olan düşkünlüğünü gizlemeyi daha uygun buluyor ya da kendini buna zorunlu hissediyor…

Bu noktada aslında ilk önce varolan ‘siz’i kabul etmek gerekiyor. Evet belki de hatalı bir beslenme biçimine sahipsiniz ama gerçekte olanı olduğu gibi kabul etmezseniz hatalarla yüzleşip telafi etme şansını da elde edemezsiniz… Kısacası kendinizi kandırır durursunuz…Tabii ki kilo problemi sağlık adına negatif etkileri çok fazla olduğundan kesinlikle çözüme ulaştırılması gereken bir durum. Bu yolda da nefse hakim olabilmek ve sevilen/dayanılamayan/kontrolsüzce tüketilen yiyecek ve içecekleri bir nebze daha kontrollü tüketebilme yetisini kazanabilmek gerekiyor. Bunu başarabilmek içinse öncelikle bireyin kendine karşı dürüst olabilmesi ve sevdiği/sevmediği yiyecekler, varolan beslenme biçimi ve hayat tarzı ile çok net bir biçimde yüzleşmesi gerekiyor… Utanmadan, saklamadan, korkmadan…

 

GİZLİ GİZLİ ATIŞTIRMA HASTALIĞI – YASAK AŞK
Bahsettiğimiz gibi birçok kişinin en büyük sorunlarından bir tanesi de yemekle olan ilişkilerini gizli tutma çabaları… Yani o çok sevilen yiyecekleri ‘çok kalorili’ oldukları ya da ‘sağlıksız’ olarak nitelendirildikleri için yalnızken gizlice tüketmeyi tercih edip onlarla olan ilişkilerini bir nevi gizlemeleri…

Aslında belki de siz böyle davranmaya devam ettikçe o yiyecekle olan ilişkiniz de ‘yasak’ bir ilişkiye dönüşecek ve o yiyecek size her daim daha cazip gelecektir… Bu durum sonucunda o yiyecek(ler)le olan bağınızı bir türlü koparamayıp tüketim miktarınızı gitgide artırma ihtimaliniz de doğabilir… Bu da tabii sonuç olarak kilo ve diğer sağlık problemlerini de beraberinde getirir! En iyisi mi yasak yemek ilişkisi yaşama konusunu tekrar bir gözden geçirin…

 

KİLOLARINIZDAN UTANMAYIN…
Genellikle yemekle olan sevgi bağının gizlenme sebeplerinden bir tanesi de kilo problemi yaşayanlar arasında gözlemleniyor. Varolan fazlalıklardan utanıldığı için kalabalık ortamlarda yeme düzenine mümkün olduğunca dikkat ediliyor, sağlıksız diye tanımlanan yiyecek tercihlerinden kaçınılıyor, etraftakilere sürekli olarak ‘kiloluyum ve yememe içmeme çok dikkat ediyorum, kilolarımdan kurtulmak için çabalıyorum’ mesajını verme çabası içerisinde olabiliyorlar…

Aslında bu noktada biraz da çevrede eleştiren, düşüncesizce davranıp konuşabilen, bazen hiç konuşmasalar dahi tek bir bakışla kilo problemi yaşayan bireye kendisini kötü hissettirebilen, empatiden ve bazı değer ve duyarlılık kavramlarından yoksun bireylerin de katkısı bulunuyor… İşte burada bu tip bireylere hiç aldırmamayı ve kişinin kendisinden utanmamayı öğrenmesi gerekiyor.

 

PEKİ YEMEK SEVGİNİZ ‘GERÇEK’ Mİ?
Bir de çok önemli bir başka noktaya değinmemiz gerekiyor. O da yemek sevginiz ve x bir duygunuzu bastırma ihtiyacınızdan kaynaklı yemek yeme dürtünüz arasındaki farkı iyi bir şekilde ayırt edebilmenizin gerekliliği... Eğer yemeğe olan aşkınızdan dolayı varolan bir yiyeceği tüketme ihtiyacı içerisindeyseniz rahat bir şekilde o yiyeceği tüketebilirsiniz… Zaten bu noktada kararında bir miktar sizin için yeterli olacaktır. Yalnız durum tam tersiyse ve varolan öfke, kızgınlık, sevgisizlik, mutsuzluk gibi durumlardan ötürü yemeklere yöneliyorsanız, işte o noktada durmalı ve durumu sorgulamalısınız… Bu duygu durumlarınızı kısa süre için de olsa yoketmek için yiyecekleri ‘kullanmamayı’ öğrenmelisiniz…

 

FARKLI UZMANLARA DANIŞIN…
Daha önceki yazılarda ‘duygusal beslenme’ konusunu ele almıştık. Bu konu aslında çok farkında olmasak da gerçek anlamda yemekle olan sağlıksız ilişkimizin en önde gelen sebeplerinden biri olabiliyor. Bu nedenle yemekle olan bağınız sevgiden ziyade daha farklı bir psikolojik problemle ilişkiliyse kesinlikle psikologlara ve bu alanda uzmanlaşmış kişilere danışmanızda fayda olduğunu tekrar hatırlatalım.

 

DIŞ GÖRÜNÜŞÜMÜZ ‘MÜKEMMEL’ Mİ OLMALI?
Yemeklerle aramıza duvar ören başlıca engellerden bir tanesi de acaba dış görünüşümüzde mükemmeliyeti arıyor oluşumuz mu? Neye ve kime göre mükemmel peki? Özellikle son zamanlarda vücudumuz ve nasıl göründüğümüzle ilgili endişelerimizin fazlaca arttığını sanırım hepimiz gözlemliyoruz… Sporu abartıyoruz, aşırı fit olma dürtüsü içerisine girebiliyoruz, bu doğrultuda bilen bilmeyen herkesin fikrini dinliyor ve her yönden sağlığı (beden, ruh ve zihin sağlığı) çok geri planlara atarak sırf beden güzelliği için birçok şeyi harcama yoluna şuursuzca girebiliyoruz…

Belki de tam da bu noktada bir nebze daha fazla farkında olup kabuğumuzun dışına çıkmamız gerekiyor … Sözde mükemmelliği, çevrenin dayattığı beden algısını, kendi beden algımızı, kısacası kendimizi ve etrafımızdakileri sorgulayabilmek ve yaşananlara daha farklı bir pencereden bakabilmek şart. Biraz daha ‘farkında’ olabildiğimiz takdirde yemekle ve görünüşümüzle ilgili sorun yaratan birçok şeyin temeline de inebilir, esas sorunu yaratan içimizdeki ‘biz’ ile yüzleşip problemi çözebiliriz…

 

KARARI KARAR…
Yemekle olan ilişkimizde ‘karar’ kavramını da benimsersek işler kolaylaşıyor… Yemekle ilişkimizi tatlıya bağladığımız an bir de her şeyi kararında tüketebilme öğretisini benimsersek, yemekle olan aşkımız bir ömür boyu mutluluk içerisinde sürüp gidebilir… Tabii bu noktada sağlıklı beslenme bilgilerini de doğru yollar aracılığıyla öğrenip benimsemenin önemi büyük… Bu sayede yemek aşkınızı bir de sağlıkla donattınız mı, değmeyin keyfinize…

 

KENDİMİZE KARŞI ‘DÜRÜST’ OLALIM…
Özellikle kendimize karşı dürüst olabilmek çok önemli… Bu noktada yemeklerle olan bağımızı kabullenebilmek, bu konuda sağlıklı ve sağlıksız olarak nitelendirebileceğimiz alışkanlıklarımızı gözden geçirebilmek ve daha iyiye doğru bazı değişimlere açık olabilmek gerekiyor. Bunların yanısıra bir diyetisyenden yardım almak ve ‘yemeklerle doğru ilişki’ kurabilmek adına diyetisyenin vereceği eğitimi iyice benimsemek de çok önemli… Emin olun bu sayede sağlıklı beslenme bilincinin avantajlarını tüm ömrünüz boyunca doyasıya yaşayacaksınız…